Parlak ve dar pasifin ilk erkegi oldum.

Yaklasik 10 yil once yani 2007 -2008 civari yasadigim harika zamani sizinle de paylasmak istiyorum. Tamamen gercek ve hala durmadan dusunup 31 cektigim animdir.

Internetten mirc gay odasindan veya mynet gay odasina girmistim. Hala mirc vs var mi bilmiyorum. Bir sure sonra birisiyle konusmaya basladim 21 yasinda bir pasif gay. Bir kac defa sakso cekmis ama hic sikilmemis bir pasif oldugunu soylemisti. Bende o zamana kadar acikcasi gay iliski olarak iki pasifle tanismistim gerci simdide beraber oldugum gay sayisi iki elin parmaklarini gecmez sanirim. Neyse sohbet ettik, tangali bir resmini gonderdi. Harika bir gote sahipti. Yuvarlak parlak ve pembe siki bir delige sahipti. Hasta olmustum… Bir kac gun msn de sohbet ettik en sonunda yer ayarladi ve beni cagirdi. Universite ogrencisiydi.
Arkadasindan rica etmiti kiz atacam diye biz bulusucaktik.
Ben de islerimi ayarlayip patrondan izin aldim.

Goztepe kuyubasina gittim. Tren istasyonunun karsisinda luks sitede bir apartmani tarif etti gittim. Cok heyecanliydim acaba gonderdigi resimlere benziyormu bir sakatlik cikarmi vs. neyse gittim apartmana gittim zile bastim ve ikinci kata ciktim kapi aralik birakilmisti. kapidan iceri girdim. karsimda cok tatli beyaz tenli bir iki gunluk trasiyla 160 -170 boyunda genc guler yuzlu biri karsiladi… Hale dememi istedi bende oyle hitsp ettim.. heyecandam ikimizin de eli ayagi bir birine girmisti.. iceriye girdi kahve yapti.. sigaralarizi ictik heyacinimi atmak icin havadan sudan bahsettik… biraz heyecanimiz gecince yanima geldi sohbet etmeye devam ettik.. su veya kahve almak icin yanimdan kalktiginda tutup kucagima oturttum.. kucsgimda olmaktan memnun ama heyacandan titreyen bir ceylan vardi sanki..

Sikimi istiyordu orasi kesin yavas yavas sikimi eze eze kucagimda kivranmaya basladi… kocaeli escort
Siyah esofmanini kucagimdayken cikardim tanganin icinde harika gozukuyordu.. Deli bir parcaydi heyecanlandim o harika got tanganin icinde muhtesem gozukuyordu. Ufak ve yuvarlak bir gote sahipti. bembeyaz.. kucagimdan kaldirip domalttim ikimizde heyecanli ve istekliydik. Domaldi ve tamgasini araladigimda daracik pembe deligi gorumce bittim.. parmagimi sutmeye basladim deligini kivraniyordu. sabrim kalmamisti.. onume diz cokturdum kilodumu pantolonumu nasil cikwrdigimi animsamiyorum bile ve koltukta yayvan bir sekilde oturdum sikim kalkmisti.hemen hemen tassaklarimda yayvan oturdugumdan havada sarkmisti.. diz cokup onumde kafasini sikime bastirdim..

oda bekliyormus ve sikimi tassagimi taparcasina yalamaya basladi .. tassaklarimi tek tek emip sonra sikime saldiriyordu.. sikim kaya gibi olmustu. Sonra sikisme faslina geldik.. iceriye yatak odasina girdik.. Cok luks bir evdi ve harika guzel bir yatak odasi vardi… yaga uzandim sikimi emdirmeye devam ettim.. emerken gozlerinin ici guluyordu oda bende cok mutluyduk. gotune krem surdu ama az surdu bende oda hissetmek istiyorduk

Kalktim ve o muhtesem gotunu domalttim yataga.. sikimi deligine surtmeye basladim. kafasini delige surttukce heyecan basti.ikimizide bir an once bu muhtesem gotu sikmek istiyordum. Yavasca icine sokmaya basladim offff offf dedi crkti kendini acidi dedi. Daha yavas girmemi istedi. Bende sikimi cok daha yavas sokmaya basladim milim milim ilerliyordum.. ortasina gelince tekrar cikarttim … Ama cikartinca blop diye bir ses cikartti … Inanilmaz dardi.. got deligi kizarmisti.. cok mutluydu oda bende… Ben dar harika gotu sikmeye basladigimdan oda gotune ilk yarrak girdigi icin.. bir yanda da webcam kaydediyorduk..

Tekrar soktum ve cikart dedigimde belinden kavradim ve olmaz dedim alissin … sikimin ucunda kivraniyordu kendisini kasinca gotune kiramp girdi. Bu yakladik on dakka boyle surdu.. Her delikten cikinca gotten o blop sesi cikiyor ve got deligi kipkirmizi ve bir saniyeligine genislemis kaliyordu..

Yorulmustum ter icinde kalmistim.. uzandim yanina sikimi emdirdim biraz daha.izmit sınırsız escort oda gotune az krem daha surdu.. Mutluydum.. mutkuyduk.. minyon citirimin keyfine variyordum.. Tekrar donalttim ve yine milim milim icine girdim ama artik aci cekmesinin zamani gelmisti.. Domalttim ve sikmeye basladim yavas yavas sesleri arasinda hizlanmaya basladim kivranmaya basladi.. Yalvarmaya cikar aciyor diye.. Kacmaya calisti ama belinden kavradigim gibi altima aldim altimda parcaliyordu kendni kremi alip elime surdum ve sikimij tamain8 cikarmadan sikime surdum.. Omuzlarindan kavradigim gibi abana abana sikmeye basladim ciglik cigliga sikiyordum cok fszla gecmeden o guzel gote ve dar delige dayanamadim ve spermlerim got deluginden cikarip deligine ve kalcalarina bosaldim.. kucagim guzel gotu ve spermlerimle dolmustu.. baya terledim ama ustunden kalkmadim.. agladi altimda sonrada kafasini kaldirip harikaydi harikaydi hayalim buydu.. dedi.. biraz zaman gecince kalktim ustunden ve yana devrildim uzandim gotunu sildi peceteyle sikilmis ve bekaretini kaybetmiti.. ama akilli bir kadindi gotunu sildi sonra sikime yaklasip sikime tassag8ma bosalmis dollerimi yaladi temixledi. Bana sigara yakti verdi ben sigarami keyifle icerken oda sikimi emiyordu keyfim tam yerine gelmisti…

Yarim saat gecmisti veya 40 dk o gotu tekrar sikmem lazimdi .. Bu defa da domalttip sikmeye basladim.. Yine inlete inlete sikiyordum.. Sikimi cikardigimda pembe deligi kipkirmizi ve acik halde bir iki saniye kaliyor ve her cikardigimda blop diye s*s cikariuordu.. Boyle bir 10 15 dakka daha sikip ikinci pastami gotunun derinliklerine biraktim…

Ondan sonra bir defa daha gorustuk ama.yersizlikten kaybettim karimi… simdi gormeyi ve sikmeyi coo isterdim

Evlilik Yıl dönümü Partimiz de misafirlerimiz ile grup sex

Size boşanmak isteyen karımla evliliğimizi kurtarmak için yaşadığımız masaj macerasını anlatmıştım. Artık karımla her şey çok güzeldi evlilik yıl dönümümüz de karıma bir sürpriz yapmak istiyordum. Bununla ilgili masörümüzle neler geliştirebiliriz diye düşünürken. Karım çok yakın bir arkadaşı olan Banu ile eşinin de evlilik yıldönümleri olduğunu Banu ile 2 çift olarak bir şeyler yapmayı planladıklarını ve bana onayımı sordu bende ne gibi bir plan düşünüyorsunuz dediğimde ya bizim yada onların evinde yemek içki sohbet v.s. çok bir şey değil dedi bunun üzerine ben aslında kendisine Massage for wife tan Emre yi çağırmayı düşündüğümü söylediğimde bir duraksadı sonra o zaman yemeği ve eğlenceyi bizim evde yaparız sen Emre yi de çağır dediğinde nasıl yani dedim. Ne var bunda eve masörümü çağıramaz mıyım evlilik yıldönümü hediyesi olarak dedi! Eğer sen her şeyi ayarlayabileceksen aşkım bana uyar dedim.
Massageforwife.com sitesine girdim Masöre mesaj gönderdim birazda durumu anlatım misafirler olacak belki siz içeride 1 saat masaj yaparak takılacaksınız v.s. diye yazım. Akşam eve gittiğimde mesajıma cevap gelmişti anlaşmıştık. Karımla da evde nasıl olacak canım dedim? Dediğim gibi dedi Banu yu tanıyorsun rahat bir kadındır eşiyle tanışmadın ama oda rahattır üstelik biraz maldır karısının sözünden çıkmayan bir kocadır ben masaj yaptırırken siz takılırsınız aşkım dedi! Bende olur dedim ve ona gelirken AVM den aldığım muhteşem beyaz uzun elbiseyi verdim ve denemesini istedim karım muhteşem olmuştu elbise uzundu ama yırtmaç kasığına kadar geliyordu göğüs dekoltesinde son derece cüretkardı. Tam gece kıyafeti ama yarın gece bunu senin için giyerim aşkım bari Banu ya da söyleyim de aynı tarz giyelim dedi. Evlilik yıldönümü kutlama akşamı gelmişti nasıl olacağını çok merak ediyordum karım bir çok yemeği dışarıdan sipariş vermiş bir Kısımını da yardımcı kadın ile hazırlamış kadını yollamıştı çocuğu da ben Anneanesine bırakmıştım. Masörle mesajlaştım yemekten 1 saat sonra gelcek şekilde randevulaştık.
Banu ve eşi gelmişti Karımı kıskandıracak güzellikte ve giydiği elbiseden sakarya escort her yeri görünecek şekilde gelmişti kocasını ilk kez görüyordum Banu dan daha kısa ama çok yakışıklı birazda gerçekten Mal bir adamdı karısı ne derse tamam aşkım olur aşkım diye cevap veriyordu..
İçeri geçtik yemek şarap muhabbet derken Karım Banu ya Kocacğım bana masaj hediye edicek birazdan masör gelir sende istermisin dedi. Banu kocasına dönerek bak herkesin negüzel kocası var sen neden yapıyorsun diyerek adamı fırçaladı adamcağız karıcım bizde çağıralım dedi. Karım isterseniz benim Masörüm sana da yapar diye cevap verdi..gerçektenmi dedi banu çok sevindi masadan kalktık herkese sürekli içki servisi yapıyordum banu koltuğua oturmasıyla çif taraflı yırtmacı olan etek açıldı danteli jartiyer çorabı komple ortada idi fakat kocası benim karımın purusüz ve çıplak bacaklarını kesiyordu koltuğada yaslanmadan oturmuş dirsekleri dizlerinde duruyordu merak ettim bir kadeh içki uzatım ama siki kalkmışmı göremedim bende yanına oturdum alkolünde verdiği rahatlıkla omuzundan tutarak koltuğa yaslanması için çekip dostane bir şekilde ee kaç yıl oldu bu güzel kadınla dedim siki kalkmışmı diye baktım ama anlamdım yani orada bir pantolonda oluşabilecek küçük bir çadır vardı hepsi bu ama çok tahikar bakıyordu karımın bacaklarına..
İkdidarsız diye düşündüm…sakarya escort bayan bu arada kapı çaldı karım bana –Aşkım kapıyı açarmısın dedi. Kalktım kapıyı açtım Masör emre gelmişti nereye geçelim diye sordu ben Banu ve kocasından görmesi için içeriye bir merhaba der karım ile içeri geçersiniz dedim.
Salona geçtik Emre yi tanıtım Banu nun gözleri parlamıştı Karım Banu ya önce sen yaptır dedi banu yok vs desede karımın ısrarına dayanamadı kocası zaten karısına hep destek tam destek di. Yalnız bir sorun vardı Emrenin masaj şeklini bilmiyorlardı karım kulağıma eğilerek emreye istersen söyle klasik masja yapsın dedi sadece
Karımla banu içeri hazırlanmaya geçince bende Emre ye sadece klasik masaj yaparsın bu kadına dedim.
Biraz sonra Karım geldi ve Emre ye ben sana odayı göstereyim Banu hazır dedi. Emreyi odaya bıraktı ve tekrar geldi bir 5 dk sohbete daldık Banu’nun kocası karısı olmayınca karıma espriler filörtler o dedim neler oluyor bu arada bende Emre neler yapıyor merak etmiştim ama hemen kalmadım bir 10 dk daha bekledim ve Tuvalete gitme bahanesiyle içeri geçtim yavaşça odaya yaklaştım içeride mumların ışıkları aralı kapıdan yansıyordu. İçeri doğru baktığımda bir şey göremedim sonra Emre nin kafasını gördüm Banu’nun bacak arasına girmiş Amını yalıyordu Banuda ağzına yastık almış inelmemek için yastığı ısırıyordu. Muhteşem bir sahne idi Emre bir ara kafasını kaldırınca beni görüdü ben biraz daha duvara doğru saklanarak elimle devam et işareti verdim

Emre ve sikimi çıkararak sıvazlamaya escort sakarya başladım. Bu muhteşem sahne biraz sürmüş olacak ki sikimde bir hiss ettim karım gelmiş sikimi sıvazlama görevini almış kulağımada bak şu orospu Banu ya diyordu sonra ban aşkım sen kendin devam et ben adamın yanına geçeyim şüphelenmesin dedi ve gitti. Bu sırada emre ban unun hala amını yalıyor sadece pozisyonunu değiştirerek sikini banunun ağzına vermişti. Ve ben boşalmak üzereyim… daha fazla dayanamadım ve fışkıra fışkıra boşaldım. Sonra odaya geçeyim dedim odaya girmemle gördüğüm manzara şok ediciydi karım koltukta bacaklarını aşmış Banu nun kocası karımın bacaklarının arasına girmiş ve karımın amını yalıyordu 2 dk karımla göz göze bakışarak bunu izledim adam bizi daha fark etmemişti sonra yanına yaklaştım pardon dedim adam bir panikle geri doğru yığıldı çok korkmuştu karım gülmeye başlayınca bende gülümsedim karımı beden habersiz yalmaya utanmyormusun dedim ve karımın bacaklrının arasına ben girdim ve 1 dk yalayınca adam kızmadığımı gördü ve biraz rahatladı. Sonra adama ayağa kalk ve yanıma gel dediğimde bir köle gibi dediğimi yaptı. Adamın fermarını açarken adam fena terliyordu oda neydi ufacık bir siki vardı.. biraz elimle sıvazladım kalkmıştı amda yinede çok ufaktı karıma gel aşkım em şu emizği dediğimde hım tatlı niyetine olur aşkım dedi ve emmeye başladı. Ben bunu fırsat bularak emre nin yanında aldım soluğu emre Banu yu domaltmış patır patır sikiyordu.. artık olanlardan cesaretim olduğu için usulca yanştım emreye bir işaret ettim ve yer değiştirdik Banu fark etmeden birkaç git gelden sonra Banu arkasına dönüp beni görünce panikle çarşamın altına girdi.. Emre gel buraya dedi çekinecek bir şey yok v.s. dedi sonra ben müdahale ettim Rahat ol banu dedim kocan içeride karımı sikiyor diyince yorganın altından çıktı hayır dedi inanmıyorum diye bağırdı. Sarıl çarşafa gel dedim emre ben o odaya girdiğimizde adam karımın pozisyonunu değiştirmeden koltukta karımı sikiyordu. Bunu gören banu hiç sesini çıkarmadı çarşamı üzerinden atı kapının girişinde diz çöktü ve emre nin sikini Emeye başladı. İştahla yalıyordu kocasını izleyerek sonra bende adamın siki ufak gelir ve karımın amına iki sik sokmak için adamın araksından yanaştım adam ürktü arkasına dönünce karısını gördü karsı sakın konuşma ve ne yapıyorsan onu yap diyince adam önüne döndü ve öyle kaldı adama şimdi sen içindeyken bende senin arkandan karımın içine giriceğim dedim adam iki ayağını koltuğa koydu biraz öne aldı kendini bende adamın daşkaları üzerinden karımın amına girdim adamın siki ufacıktı zaten çok etki yapıyordu git gel yaparken banu aslında o adamı da sik canım diye oradan bağırıyordu sonra emre ban uyu alarak yanımıza geldi koltuğa oturdu ve Banu’yu kucağına oturttu sonra kocasına sen buraya gel artık ve karının amını ve arka deliğini yala dedi koçasıda bir köle gibi denilenleri yaptı sonra karım Banu’nun kocasının arkasına geçti ve adamın götünü yaladı 1 tane kıl yoktu ve tokatlıyordu amın popsu kıp kırmızı olmuştu Emre senin yaladığın yeter dedi karımı ve beni çağırdı bu sefer ben arkadan emrenin daşaklarını ve kadının götünü yalarken önden de karıma Banu’nun amını yalatıyordu sonra benden banuyu almamı istei ben Banuyu bir hamlede aldım ve kocasunun üzerine yatırarak sikmeye başladım emrede karımı bana doğru domaltarak sikiyordu sonra emre ben boşalacağım müsaade edin dedi ve Banu ya kocanın kalçalarını arala dedi bütün döllerini adamın kalçalarına boşaltı sonra 3 ümüze yaltırdı.. bu Macera emre ile 2 saat daha sürdü sonra onu yolladık ve sanki hiç bir şey olmamış gibi gecemize devam ettik Banular bizde kaldılar sabah kahvaltısından sonra herşey normalmiş gibi vedalaştık taki karımdan Massage for Wife ın telefonunu isteyene kadar.

Plajdaki Röntgenci Genç! (2)

Ertesi gün ben sabah erkenden uyandım, kocam halen uyuyordu. Acıkmıştım, resepsiyona telefon açıp odaya iki kişilik kahvaltı istedim. Kocamı uyandırmaya kıyamadım, ben kahvaltımı yaptım. Sonra duşumu aldım. Odada sıkılmıştım, balkona çıktım. İnsanlar sabahtan havuza inmişlerdi, havuz cıvıl cıvıldı. Her nekadar canım dışarı çıkmak istese de, kocamı bu halde bırakıp gitmeye vicdanım müsade etmiyordu. Mecburen uyanana kadar odada kaldım. Bir yandan da düşünüyordum, acaba Alberto yine plajda beni bekliyor mu diye…

Kocam uyandığında saat 16:30 olmuştu. Benim bu saate kadar yanından ayrılmadığımı öğrenince, “Hayatım, biliyorum beni düşünüyorsun, teşekkür ederim, ama merak etme ben başımın çaresine bakarım, alt tarafı biraz ateşim var, bir iki güne kadar iyileşirim! Git eğlen, denize gir, güneşlen, dükkanları gez, alışveriş yap, sevdiğin şeyleri yap!” diyerek bana kızdı. “Anlayışlı kocacığım, seni çok seviyorum!” deyip, öptüm ve çıktım…

Alberto aklımdan bir saniye bile çıkmıyordu, oyalanmadan direkt plaja gittim. sakarya escort Aynı yere havlumu serip, üstsüz güneşlenmeye başladım. Yarım saat güneşlenip, denize girdim, biraz yüzüp çıktım. Ama Alberto görünürlerde yoktu. Bir yarım saat daha bekledim. Alberto gelmeyince moralim bozulmuştu, toparlanıp otele döndüm.

Kocam halen perişan bir şekilde yatıyordu. sakarya escort bayan Duşumu alıp, giyindim. Aşağı indim, akşam yemeği yedim. Yemekte canlı müzik vardı, biraz onları dinledim. Sonra otelin altındaki dükkanları gezmeye başladım. Güzel şeyler vardı, ama çok pahalı sattıkları için almadan çıkıyordum, öteki dükkana giriyordum. Böyle 6-7 tane dükkanı gezdim, birkaç saat oyalandım. Dükkanların en sonunda bir dövmeci varmış. Hep dövme yatırmak istemiş, ama cesaret edememiştim. Dışardan vitrindeki dövme desenlerine bakıyordum. Geçici dövmeler de vardı. Aklıma yatmıştı, geçici dövme yaptıracaktım.

Dövmeciye girdim. Dövmeci yakışıklı bir İtalyan gençti, Almanca biliyormuş, “Kusura bakmayın, saat 23:00’de kapatıyoruz! Yarın gelin, açık olduğumuz saatler burada yazıyor!” diyerek bir broşür verdi. Ben tam teşekkür edip gidecektim ki, arka bölmeden elini kurulayarak Alberto çıktı! Şaşkınlıkla, “Alberto???” dedim. Dövmecide ne işi var bunun diye düşünüp, aynı zamanda da müthiş heyecanlanmıştım. Şaşkınlığım geçmeden Alberto, “Amore Mio!” diyerek bana sarılıp, dudaklarıma bir öpücük kondurdu. Şaşkınlığımı anlamış olacak ki, elimdeki broşürün en altındaki isimleri gösterdi. ‘Alberto Giovanni’ yazıyordu. Sonra arkadaşını yanımıza çağırıp, “Giovanni!” diye tanıttı bana. Meğerse dövmeci dükkanına ikisi ortakmış.

Önce kendi aralarında birşeyler konuştular. Giovanni de kapıya ‘Kapalıyız!’ escort sakarya tabelasını asıp, kapıyı kilitledikten sonra yanımıza geldi. Kendi aralarında İtalyanca konuşuyorlar, Giovanni de tercüman gibi bana Almanca anlatıyordu. Geçici dövme yaptırmak istediğimi söyleyince, bana bir katalog verdi, katalogdan seçim yapmam için. Ben desenlere göz atarken aynı anda da acaba nereme yaptırsam diye düşünüyordum. Giovanni, bir gül deseni gösterip, istersem bir göğsüme gül, öbür göğsüme de bir kalp içinde ok yapmayı teklif etti. Aklıma yatmıştı, havuzda veya plajda üstsüz gezerken değişik bir havası olurdu. Ben, “Si!” deyince, Giovanni beni dövme yapılan bölmeye aldı. Alberto günlük kasa işlemlerini kapatacakmış. Dövmeleri Giovanni yapacaktı.

Üzerimdeki askılı tişörtü ve sütyeni çıkarıp koltuğa oturdum. Giovanni eldivenli eliyle göğüslerimi bir ilaç ile temizlemeye başladı. Meme uçlarım dikleşmeye başlamıştı bile. Giovanni işini biliyordu, yavaş yavaş okşar gibi memelerimi yağlıyor, bazen de avuçluyordu. Amımın ıslanmaya başladığını hissediyordum. Giovanni bazen ayakta, bazen taburede oturarak, sol göğsümün üzerine çizeceği deseni ayarlıyordu. Bu arada Giovanni’nin ön tarafında hafiften bir şişlik kendini göstermeye başlamıştı. Tabureye oturup kalkarken kabarık önünü sürekli koluma sürtüyordu…

Ben gözlerim kapalı, amım ıslak bir şekilde içimdeki zevkle uğraşıyordum. Giovanni sertleşmiş meme ucuma bir öpücük kondurarak mememi avuçlayınca, ben iç geçirerek dudağımı ısırdım. Giovanni bir bebek gibi göğüsümü emmeye başlamıştı bile. Dayanamayıp ben de elimi onun önüne attım, pantolonun üstünden sikini okşamaya başladım. Siki dahada sertleşmişti. Giovanni bir ara mememden çekilince gözlerimi açtım. Giovanni pantolonunu indirmekle meşguldü. Külodunu da indirince, siki şahlanmış at gibi kendini gösterdi. Sikini elime verip, tekrar yumuldu memelerime. Elimdeki sıcak siki ben okşadıkça sanki daha da sertleşiyordu. Giovanni’nin dudakları memelerimi somururken bir eli de etek altımdan tangamı yana çekerek ıslak amıma ulaşmıştı. Parmaklarıyla amımın içinde gitgel yapıyordu. O arada kendimden geçmiş ve inleyerek Orgazm olup boşalmıştım…

Giovanni doğrulup, sikini ağzıma uzattı. Sünnetsiz sikini yalayıp somurmaya başladım. Sikini boğazıma kadar almaya çalışıyor, bazen sikinin kafasına, bazen de taşaklarına hafif ısırıklar atıyordum. Giovanni daha fazla dayanamadı, ağzıma sıcacık döllerini fışkırtmaya başladı. Siki halen ağzımda olduğu için döllerini yutmak zorunda kaldım. Sikini yalayıp temizlediğimde Giovanni önümden çekildi. O sırada farkettim ki, Alberto sikini sıvazlayarak bizi izliyormuş. Demek ki röntgenleme takıntısı vardı Alberto’nun.

Giovanni’nin yerini şimdi Alberto almıştı. Hemen sikini verdi ağzıma. Ona da bir güzel sakso çektim, ama o ağzıma boşalmadı. Alberto oturduğum koltuğu biraz daha geriye yatırıp, eteğimin altından tanga külotumu çekip çıkardı. Amımı biraz yalayıp, bacaklarımı yanlara ayırdı, bacak arama yanaşıp, sikini amıma soktu. Ve pompalamaya başladı. Amım Alberto tarafından sikilirken, Giovanni de başucuma gelip tekrar sikini verdi ağzıma. İnanılmaz zevkliydi, heyecandan ölecektim. Aynı anda hem amımda bir sik, hemde ağzımda bir sik çalışırken ben yeniden Orgazm oldum…

Sonra beni ayağa kaldırdılar. Koltuğa Giovanni oturdu, beni de üzerine aldı. Elimle sikini amıma yerleştirip, göğüslerimi ağzına verdim. Giovanni biryandan göğüslerimi somururken, alttan da habire amıma pompalıyordu. O anda Alberto ortadan kaybolmuştu. Az sonra göt deliğimde bir ıslaklık hissettim. Kafamı çevirip baktığımda, Alberto elinde küçük bir şişeden götüme bir sıvı damlatıyordu. Sonra sıvıyı parmaklarıyla götümün deliğine yedirdi. Niyetini anlamıştım, götümü sikecekti. Götten sikilmek benim için sorun değildi, kocama da götten veriyordum. Ama ilk defa aynı anda hem amdan, hemde götten sikileceğim için heyecanlıydım…

Alberto aynı sıvıdan biraz da sikinin başına sürüp, Giovanni’ye birşeyler söyledi. Giovanni alttan amıma pompalamayı durdurdu, iki kolunu belime dolayarak vücudumu kendi vücuduna yapıştırdı. Götüm şimdi kabak gibi arkaya çıkmıştı. Alberto az bir zorlamayla sikini götüme sokmayı başarmıştı. Az sonra sırayla pompalamaya başladılar. Biri amıma pompalayıp beklerken, öbürü götüme pompalıyordu. Tanrım, inanılmaz zevk alıyordum. İtalyanca bilmiyordum, bilseydim, “Sikin, parçalayın amımı götümü!” diye bağıracaktım. Onun yerine durmaksızın, “Si! Si! Ohhhh! Si! Mmmhhh! Si Alberto, Fuck Me! Ja Giovanni, Fick Mich!” diye inliyordum…

Sonra yer değiştirdiler, Alberto amıma geçirirken, Giovanni götüme girdi. Beni yarım saate yakın siktiler. Sikişmemiz bittiğinde amımdan götümden döller taşıyordu. Dövme koltuğunda ise am suyundan ve döllerden küçük bir gölcük oluşmuştu. Beni sikerlerken zincirleme Orgazm olmanın ne olduğunu da öğrenmiş ve yaşamış oldum…

Saat 24:00’e geliyordu. Verdikleri kağıt havlularla amımı götümü silip üzerimi giyindim. Onlar da giyindiler. Ayakta ikisiyle de biraz öpüşüp, çıktık dükkandan. Diğer dükkanlar da çoktan kapatmışlardı. Onlar evlerine giderlerken ben de odaya çıktım. Kocam mışıl mışıl uyuyordu. Uyandırmadan duşumu aldım. Üzerimde tatlı bir yorgunluk vardı. Zevkten mayışmış ve mutlu bir şekilde uykuya daldım 🙂

[Ecemsu]

BABANIN GÖREVİ 18

Aradan geçen iki saatin ardından tüm vücudum o anların etkisindeydi. sakarya escort Barkın’ın bana yaklaşımı, dokunuşu, bakışı… Herşeyi farklıydı. Onun gözlerine her baktığımda babasını görmem tesadüf olamazdı.
Bir arkadaşımla görüşmek için dışarı çıktığımda sanki cennettimden çıkmış gibi oldu. Dışarıdaki hava bile ilk anda yabancı gelmişti. Midemde kelebekler uçuşuyordu adeta. İçimdeki sıcaklığını her düşündüğümde ıslanıyordum. Bu yüzden de çok düşünmemeye çalışıyordum.
Arkadaşımla buluştuğumda, hala bunun etkisi altındayım. Farketmesi kısa sürmedi.
“Hey, beni dinliyor musun?” diye sordu, gözleri dikkatlice bana bakıyordu.
Hemen kendime gelip; “Evet… Şu hamilelik yüzünden…”
Bakışı, endişeli olmaktan bir anda uzaklaşıp yumuşamıştı.
“Ah canım benim! Ne kadar seviniyorum bir bilsen. Sendeki değişimi de görmen lazım, sakarya escort bayan resmen yanakların pembeleşmiş!” dedi. Ses tonundaki neşe, beni de neşeli yapıyordu.
“Evet… Öyle oldu galiba…” dedim, aslında o pembelik hamilelikten değil, daha başka sebeplerdendi ancak bunu açıklayamazdım. Aşık olmak gerçekten farklı bir histi, yıllar sonra yeniden hissettiğim için çok mutlu olduğum bir duygu. Bir de kendi yarattığın erkeğine aşık olmak… Bu işte zirveydi, daha üstü yoktu, olamazdı.
“İyisin iyi…” dedi gözlerime bakarak, yüzü gülüyordu. Beni böyle görmeyeli uzun süre olmuştu, hem de son dönemdeki stresim yüzünden iyice çevremden kopmuştum. Bu görüşme çok iyi gelmişti.
“Senden ne haber? Hiç anlatmıyorsun.” dedim çayımdan bir yudum alırken.
“Ne anlatayım işte, aslında hayatımda bir şeyler değişsin istiyorum ama…” escort sakarya derin bir of çektikten sonra devam etti; “Ne bileyim… Değişmiyor. Değişecek gibi de gözükmüyor.” dedi. Morali bozuktu.
“Hayır… Senin canını sıkan başka bir şey var. Bana söylemelisin. Ne oldu?” dedim endişeli gözlerle ona bakarken.
“Nasıl anlatacağımı bilemiyorum…” dedi.
Uzanıp ellerini tuttum. Onun böyle olması beni çok kötü yapmıştı hem de benim için bu kadar sevinmesini gördükten sonra…
“Lütfen… Anlat, rahatlarsın. Çözüm bulamasak bile konuşmuş oluruz.” dedim.
“Sanırım Alper beni aldatıyor…” dedi, sesi gerçekten de çok kötü geliyordu. Derinlerindeki acıyı anlayabiliyorum, hissedebiliyordum. Aslında bir yandan onun acısını anlamak değildi benimkisi, ben de aynısını bir başkasına yapıyor muydum acaba…
“Emin misin?”
“Evet, telefonda mesajlarını yakaladım.” dedi. Gözlerinin dolmaya başladığını görünce hemen çantamdan bir mendil çıkardım ve ona verdim. Göz yaşlarını silerken, burnunu çekti. Ona çok üzülmüştüm. İlk defa onu böyle görüyordum çünkü.
“Bilmiyorum… Ne yapacağımı bilmiyorum…” dedi, üzgün bir halde.
Aslında neden aldatıldığını bilmiyordum. Hiçbir kusuru yok gibiydi. Kızıl, uzun saçları vardı. Ortalama boyutlarda, güzel ve dik göğüsleri vardı. 38 yaşında bir kadına göre çok güzel bir vücudu vardı. Kıvrımlı kalçaları ve uzun bacakları vardı. Ancak yine de aldatılmıştı işte… Benim yapmak için bahanem vardı belki de, ama onu… Bilemiyordum.
“Neden böyle bir şey yaptı?” dedim, aslında çok gereksiz bir soru sorduğumu biliyordum ama ne diyeceğimi de tam olarak kavrayamamıştım. İlk defa böyle bir durumla yüz yüze kalıyordum. Meltem gerçekten çok iyi niyetli biriydi, her zaman yanımda olmaya çalışırdı ama yine de… Bu durumda ona nasıl yardım edebilirim, nasıl onun yanında olabilirim bilmiyordum.
“Bilmiyorum…” dedi. Çok çaresiz gözüküyordu. İçimden neler geçiyordu ama hiç bir şey söyleyemiyordum. Böyle bir durumda olmanın ne demek olduğunu ben de çok iyi biliyordum. Aslında kötü olan, bunu ben de ona yapıyordum galiba. Ancak benimki çok daha farklıydı. Benimki bir görevdi… Aslında bu biraz kendini kandırmak oluyordu sanırım, bu görevden de öteydi… Bu aşktı… Bu tutkuydu…
“Üzme kendini…” dedim. Aslında hiç bir işe yaramayacağını bilmeme rağmen.
“Çok yalnız hissediyorum kendimi, tamamen terk edilmişim gibi geliyor. O kadar kötü ki… Hiç beklemiyordum. Daha da kötüsü sorduğum zaman inkar edecek, bunu da adım gibi biliyorum.” dedi. Haklıydı, çoğu erkek zaten böyle bir şeyi kabullenmezdi.
O gün aklımı çok kurcalayan konularla geçti. Ancak yine de, o zaman onun için gerçekten üzülmüştüm.
“Barkın olduğu için çok şanslısın, yalnız bırakmıyor seni…” dedi üzüntülü bir sesle.
“Evet…” dedim. Aslında bu çok daha derin manası olan bir ifadedeydi. Barkın benim ruhumdu, kalbimdeki atıştı, nefesimdi… Ateşimdi… Suyumdu… O olmasa, neler yapardım bilemiyorum. Onunla, bu son olanlardan sonra asla ama asla bu Dünya üzerinde üzülebileceğim bir konu olduğunu düşünmüyordum. Sonra aynı olayın başıma geldiğini düşündüm… Ya benden sıkılırsa? Ya benden başkasına giderse…
Hayır…
Gidemezdi, içimde derinlerde bir yerde bir anda kıskançlık tohumları yeşermişti. Kendi kocamı bile bu kadar kıskanmıyordum ama o çok farklıydı…
Hem de çok…

Garip Fabrika – 8

Eve gelmiştim. Annemle babam oturuyordu. Yanlarına oturdum.
Babam: Nasıldı oğlum gecen?
Ben : Yorulduk baba ya geç saate kadar oturduk.
Annem: E oğlum patronun, Ahmet ustan filan evli değiller mi ?
B: Mehmet bey evli anne dün eşide bize eşlik etti ama Ahmet usta değil.
A: Hmm anladım oğlum.
Annemle babam birbirine bakmıştı. Anlam verememiştim.
Babam: Eee iş ne alemde memnun musun ?
B: Alıştım baba ya sağolsun Ahmet usta yardım ediyor baya. Müdür beyde anlayışlı.
A: Güzel güzel bir sorun olmasında.
B: Yok yok anne sorun yok yolunda her şey.
A: Yemek hazır oğlum yer misin?
B: Yerim valla acıktım.
Mutfağa geçtik annem yemek doldururken aklıma Ahmet ustanın söyledikleri geldi.sakarya escort Annemle birlikte olmak istemesi. Bacağıma dokunan çorap dokusu aklıma Mirayı da getiriyordu. Ahmet ustanın Mirayın beynini ele geçirmeside.
Yemeklerimizi yedik ben odama çekildim ve üstümü değişerek uzandım. Çoraplarımı çıkarmamıştım örtünerek uzanmıştım. Öylece uyuyakalmışım. Aşırı yorgunluk vardı üzerimde. Sabaha kadar derin bir uyku çekmiştim.
Sabah uyandım ve hazırlandım. Üzerimi giydim, çorap ve tangamı çıkarmadan. Arabama atlayıp işe doğru yola koyuldum. Fabrikaya gelmiştim. Günaydın dileyip masa başına geçtim. Oturmamla 5 dakika geçti geçmedi telefonum çaldı. Açtım.
Mehmet Bey: Özgün bu akşam bana gidicez. Miray çağırmamı istedi seni.
Ben : Tamam Mehmet bey. Ahmet usta gelcek mi ?
M: Yok o bugün gelmeyecek ne işe ne akşam.
B: Tamam Mehmet bey. Görüşürüz.
M: Görüşürüz kolay gelsin.
Ben telefonu kapatıp kahve koydum kendime. Bu sırada odama elemanlardan birisi geldi. Adının Burak olduğunu öğrendiğim adam karşıma oturdu.
B: Merhaba Özgün bey. Nasılsınız?
Ben: Sağolun isim neydi.
B: Burak ben. Ahmet ustanın gözde elemanlarından.
Ben: Memnun oldum Burak.
B: Ben de memnun olmak isterim Özgün bey. Duyduğum kadarıyla ağzınız güzel iş yapıyormuş .
Benim aklıma Ahmet ustanın dedikleri geldi. Tüm çalışanlar istediği zaman bizi kullanabilirdi.
Ben: Memnuniyetle.
B: Hahahah diz çök o halde. Buraya gel.
Burak penisi çıkarmıştı. İnik hali öyle çok büyük durmuyordu.sakarya escort bayan Ağzıma aldım ve yalamaya başladım. Bu işte usta olmuştum resmen. Burak kendinden geçmişti. Çok dayanamadan boşaldı ağzıma. Tadı güzeldi. Pantolonu toplayarak odadan çıktı ve gitti. Ben ağzımdaki spermleri zevkle yutmuştum. Resmen orospu olmuştum.
Çıkış saatim gelmişti. Arabaya atladım ve Mehmet beyin evine doğru yola çıktım. Arabayı park ettim ve kapıya geldim. Kapı açıldığında karşımda tüm güzelliğiyle Miray duruyordu.
M: Hoş geldin canım gel.
B: Hoşbuldukk.
Miray dudağımdan öptü hoş geldin diyerek. Üzerinde beyaz gömlek, siyah etek ve ten rengi jartiyer vardı. escort sakarya Ayağında ise mükemmel siyah stilettolar. Salonda oturduk ikimiz ve o viski koyarak yanıma geldi.
M: Buyur canım.
B: Teşekkür ederimm. Mehmet bey yok mu ?
M: Var da aman boşver napacaksın onu. Çüksüz şey ya.
Ben gülmüştüm.
M: Nasıl çoraplarım güzel hissettirdi mi sana.
B: Evet aklımdan çıkmadın hiç.
Miray bunu dediğim anda dudağıma yapıştı. Kucağıma çıktı ve öpüşmeye başladı benimle. Viskiyi kafaya dikmiştik. Öylece seviştikten sonra Miray karşıma geçip soyunmaya başladı. Üzerinde tanga, südyen, çorap ve ayakkabı kalana dek soyundu. Sonrasında oturdu ve beni kaldırdı. Bende soyundum sadece çorap ve tangam vardı üzerimde. Miray gülümsüyordu.
M: Aslında senin gibi penisi olan birisi nasıl bu halde anlamıyorum.
B: İnan bende anlamıyorum. Hiç aklıma gelmeyen şeyler yaşadım resmen.
M: Oldu artık olanlar. Hem olmasa biz tanışamazdık. Gel benimle.
Ben Mirayı takip ederek yatak odasına geldim. İçeri girdiğimde köşede Mehmet beyi bağlı halde sehpa üzerinde gördüm. Kadın kıyafetleri içindeydi yine. Arkasında ise seks makinesi çalışıyordu. Ağzı, ağız topu ile bağlıydı. Benim üstümdeki tangayı çıkardı ve çorabın penis kısmını yırttı. Yatağa fırlattı beni ve tangayı eline alarak kocasının yanına gitti.
Miray: Bak bugün farklı bir sikicim var. Senin de yeni sikicin arkanda çalışıyor. Hahahahah.
Miray tüm seksiliğiyle karşımdaydı. Benim tangamı kocasının kafasına geçirdi. Gözleri açıkta kalacak şekilde. Daha sonrasında eline aldığı kırbaç ile önümde resmen sahibe rolüne büründü. Kocasına kırbaç darbeleri vuruyordu. Seks makinesinin kontrol kumandasını eline alarak hızlandırdı. Mehmet beyin penisi yine bekaret kemerindeydi ama ucunda bardak vardı. İçi sperm doluydu. Sikilirken boşalmıştı Mehmet bey diye düşündüm. Kim bilir ne kadar süre o haldeydi. Mehmet bey inliyordu.
Benim penisim kalkmıştı ve tabi ki bende gördüklerimin etkisiyle sıvazlıyordum. Miray bana doğru yürümeye başladı. Yatağa çıktı ve penisimi ağzına aldı. Çok güzel yalıyor, emiyordu. Bu güzel kadının bu şekilde önümde olması muhteşemdi. Daha sonra üzerimde zıplamaya başladı. Defalarca birlikte olduk ve göğsüme başını yaslayarak kendini üzerime bıraktı. Ben daha sonra yataktan kalktım ve çorabı çıkardım. Bu sırada Mirayın telefonu çaldı, konuşuyordu. Ben lavaboya gittim tuvaletimi yaptım ve odaya geldim.
M: Canım senin çorap gitti. Başka bir çorabımı giymek ister misin ?
B: Neden olmasın. Sen seç ama.
Miray çekmeceye gitti ve siyah ince çorap getirdi. Popo kısmı açık bir modeldi. Giydim ve üzerine tangamı geçirdim. Kıyafetlerimi giydim.
B: Ben kaçayım artık çok yoruldum.
M: Tamam hayatım arada yapalım bunu. Yoksa bu aptalın bir bok yapabildiği yok.
Bu sırada Mehmet bey aldığı zevkten gözlerini kapatmış anın tadını çıkarıyordu. Saat epey geç olmuştu. Çıktım ve eve gittim.

Bir İnterseks Hikayesi: ŞEY

Bundan otuz yıl kadar önce, Ege’nin -adını söylemek istemediğim- bir kıyı kentinde dünyaya gözlerimi açtım. Doğduğum yer küçük bir yer olduğundan orada yaşayanlar için ben daha önce görüp duymadıkları bir “şey”dim. Hayatlarında benden önce “interseks birey” diye bir kavram hiçbir zaman olmamıştı. Babam balıkçılıkla uğraştığından doğduğum sırada denizdeymiş. Doğumumda annemin yanında sadece Mesude teyzem varmış. Hem babam balıkçı olduğundan, hem de Deniz ismi biraz da çift cinsiyetli bir isim olduğundan bana bu ismi önermiş doğumu yaptıran doktor. Annem hem kukum, hem de pipim olduğu için hemen beni ameliyat ettirip kukumu aldırmayı istemiş. “Çocuk buluğ çağına girene kadar ona müdahale edemeyiz Zahide hanım” demiş doktor anneme, “Vakti geldiğinde o ne olmak istediğine karar verir, ona göre de ameliyatını yaparlar”. Mesude teyzem de anneme, “Abla bu çocuğun kukusu pipisinden daha büyük sanki, bu haliyle olsa olsa kız olur zaten ileride”, demiş. Beni eve getirdiklerinde hemen babama göstermişler. Babam da pipim olduğunu görünce “Ben kız çocuğu falan istemiyorum. Adını Çetin koyacağız”, demiş ve adımı Çetin koymuşlar…

Annem oldum olası evhamlı bir kadın olduğu için babama, “Vakit geçirmeden bu çocuğu ameliyat ettirmemiz şart Kazım”, demiş babama. Bunun üzerine beni apar topar başka bir hastaneye götürmüşler, oradaki doktorlar beni ameliyat ederek, vücudumu “erkek yapmaya yarayacak” hormon kokteylleri içeren iğneleri daha bebekliğimden itibaren kıçıma vurmaya başlamışlar. Oradaki doktor, “Bu iğneleri çocuğunuza erişkinliğe ulaşana kadar vurdurmanız gerekebilir”, demiş annemle babama. İlkokul öğretmeni olan Mesude teyzemin rahmetli kocası da balıkçıymış. Tahir enişte, bir gün o zamanlar daha sekiz yaşında olan kızları Belkıs’ı da yanına alarak denize açılmış. Hava kötüleşmiş, deniz patlamış. O gün teyzem hem kocasını hem de kızını fırtınada kaybetmiş. Teyzemin kendimi bildim bileli bana baş başa kaldığımız zamanlarda hep “benim güzel Belkıs’ım” dediğini hatırlarım. Ben de Mesude teyzemi çocukluğumdan beri çok severim. Bana annemden daha çok emeği geçen bu kadın, kocası ve kızını kaybettikten sonra bizimle aynı evde yaşadığından birlikte en fazla vakit geçirdiğim kişiydi. Öz annemiş gibi benimle oyunlar oynar, bana masallar filan okurdu. Derken kasabadaki okulda sınıf öğretmenim de olmuştu teyzem.

İlkokula başladıktan bir kaç yıl sonra karnımda şiddetli ağrılar vesakarya escort bayan kramplar hissetmeye başladığım bir gün, teyzem beni apar topar hastaneye götürdü. Bir süre sonra annemle babam da hastaneye geldiler. Hastanedeki doktor onlara bu ağrı ve krampları, kukumun ameliyatla kapatıldığı için yaşadığımı anlatmış. Adet kanımın vücudumdan atılmak yerine karın boşluğuma dolduğunu, acilen yeniden ameliyata girmem gerektiğini söylemiş. Sonra da apar topar ameliyata girdim, o gün yaşadığım korkuyu hala unutamam. Doktorlar karın boşluğumdaki adet kanını boşaltmışlar ve yeni hormon iğneleri vermişler. O gün doktorların ameliyat sırasında yaptıkları “önemli bir müdahale” hakkında sadece teyzem ve babamı bilgilendirmişler ama anneme ve tabi henüz bir çocuk olan bana bundan özellikle söz etmediler. Annemle babamın arası o günden sonra giderek kötüleşti. Teyzemin de bir başka öğretmenle evlenip kasabadan ayrılmasıyla annem kendini daha yalnız hissetmeye başladı. Çünkü artık tek başına benim gibi bir ucubeyle(!) uğraşmak zorundaydı. Mesude teyzem bana gittiği şehirden her bayramda, yılbaşında ve doğum günümde bana kart atar, “Benim güzel Belkıs’ım seni çok özledim”, yazardı. Ben de ona mektuplar yazar, resimler yapar yollardım.

Ortaokula başladığımda artık Çetin olmaya alışmıştım. sakarya escort Okul arkadaşlarım da bana Çetin diyordu zaten. Diğerlerinden neden ya da nasıl farklı olduğumu bana kimse anlatmamıştı o güne dek. Merak edip de başka bir erkeğin penisine bakmamıştım ama bazen kendime dokunmak hoşuma gidiyordu. Ben de babam gibi denize düşkündüm ama balık tutmaktan çok yüzmek daha çok hoşuma gidiyordu. Bir gün televizyonda senkronize yüzme şampiyonasını izlerken, suyun içinde su perileri gibi oynaşan yüzücülerin pırıltılı mayolarını görünce çok hoşuma gitmişti. Akşam eve gelen babama bu mayolardan istediğimi söylediğimde bana, “Erkek adam öyle mayo giymez Çetin!”, demişti sertçe, “Bir daha sakın duymayayım böyle şeyler!”. Odama gidip saatlerce ağladığımı hatırlıyorum. Bunu gören annem ertesi gün beni elimden tutup çarşıya indirdi, babamdan gizli üzeri balık pulları gibi yanar döner pullarla kaplı, kollarının kenarları fırfırlı bir kız mayosu aldı. “Bu mayoyla sakın ha sakın denize inmek yok Çetin. Bunu aldığımı baban bir görürse var ya senin o küçük pipini keser kediye veririm”, demişti annem. Açıkçası umurumda bile olmazdı, ne işe yaradığını bile anlamış değildim pipimin ne de olsa. Çok mutluydum. O gün eve gider gitmez mayoyu üzerime heyecanla nasıl geçirdiğimi, aynanın karşısında nasıl saatlerce durup kendimi seyrettiğimi anlatsam da inanmazsınız…

Okulda Ceyda adında çok iyi geçindiğim bir de kız arkadaşım vardı artık. Şarkıcı olmak isteyen bu kız benim de kanıma girmişti. Bütün gün tenefüslerde o zaman meşhur olan ne kadar şarkı varsa hepsini bağıra çağıra söylerdik beraberce. Bazen Ceyda benimle evimize de geliyordu, o zaman annemin dolaptaki kıyafetlerini, ayakkabılarını, takılarını filan da kullanıyorduk. Bir gün eve erken gelen babam beni Ceyda’yla sahne olarak kullandığımız salondaki koltuğun üzerinde annemin kıyafetleri içinde şarkı söylerken yakalayınca öyle bir öfkeyle bağırdı ki bana, ne olduğunu hiç anlayamamıştım. Altı üstü eğleniyorduk. Ceyda zaten korkudan hemen apar topar evden kaçtı, babamdan korktuğu için de bir daha da bize gelmedi. Sadece okulda ve denize indiğimizde görüşüyorduk. Babam birkaç hafta sonra bana bir tane bağlama almıştı. “Madem müzisyen olmak istiyorsun, bununla uğraş, bunu çalmayı öğren”. Ne yalan söyleyeyim ki bağlama hiç ilgimi çekmemişti… O yıl Ceyda’ya bisikletle okuldan eve dönerken bir minibüs çarptı. Ceyda’nın hem vücuduna, hem de yüzüne bir sürü dikiş atılmıştı. Doktorlar, “Yüzündeki izler kalabilir, ileride estetik olursun”, demişlerdi ona. Evinde ziyaretine gittiğim Ceyda bana şarkıcı olma hayalinin artık imkansız olduğunu söyledi, sarılıp ağladık beraber. Ama sonraki günlerde ona hep en büyük hayalini anımsattığım için de benden giderek uzaklaştı.

Bir gün eve döndüğümde annemle babam salonda yüksek sesle tartışıyordu.escort sakarya “Benden bunca yıldır neden sakladın bunu Kazım!!!”, diyordu annem, “Şimdi ne olacak? Ne diyeceğiz elaleme?!!!” “Sen demedin mi bana bu çocuğu hemen ameliyat ettirelim diye?!!”, diye bağırıyordu babam, “Şimdi suçlu ben mi oluyorum Zahide? Ben mi doğurdum bu çocuğu bu haliyle?!”… Salona girdim, “Ne varmış benim halimde?”, dedim. Annem ağlamaya başlamıştı. Biraz sakinleştikten sonra bana herşeyi anlattılar. Adet kanım karın boşluğumdan alındığı operasyon sırasında doktorların aslında “hamile” de olduğumu fark ettiklerini ve bebeğimi de rahmimle beraber aldıklarını söyledi annem. Yani ben tam bir hermafroditmişim. Yani yarı yarıya erkek, yarı yarıya dişi. Ne tam erkek, ne de tam dişi. Bu çok nadir görülen bir durumdu. Bu şu anlama geliyordu, kendimi hamile bırakabilecek kapasiteye sahipmişim o zaman. Bebeğim doğsa bile yaşamazmış ama zaten, ayrıca kısır olurmuş. Annemle babamın bedenim üzerinde bu şekilde kararlar alıp bana yıllarca acı çektirmesini artık kabullenemeyecektim. Mesude teyzemi arayıp onunla kalmak istediğimi söyleyip nihayet bana anlatılan gerçeklerden bahsettim. O da bana bunları zaten çoktan beri bildiğini söyleyince sanki hayatımda güvenecek kimsem kalmamış gibi yapayalnız hissetmiştim.

Annem ve babama artık hormon ilaçlarını asla almayacağımı, beni hemen ameliyat ettirip eski halime getirmek zorunda olduklarını yoksa evden kaçacağımı söyledim. Ne yazık ki yapılan operasyonun geri dönüşü yokmuş ama sonrasında en azından hormon ilaçlarını almayı bıraktım. Lise yıllarında ilaçları bıraktıktan sonra vücudum yeniden -başka bir şeye- dönüşmeye başlamıştı. Göğüslerim büyümüş, kalçalarım da yuvarlaklaşmıştı. Lise bitti ve ben yaşadığım bu şeyler yüzünden üniversiteyi bırakın üniversite sınavına bile giremedim. Lise bitince de kasabaya açılan ilk alışveriş merkezindeki kadın giyim mağazalarından birinde işe girdim. Önceleri her şey yolundaydı, para kazanmaya başlamıştım. Kendime istediğim ufak tefek şeyleri satın alabilecek duruma gelmiştim ama ben paramı biriktiriyordum. Nadiren mağazadan “anneme alıyorum” diye parlak ve pırıltılı kumaşları olan giysiler aldığım da oluyordu. Bir gün mağaza kapandıktan sonra kabinlerden birinde beğendiğim kıyafetlerden birini denerken iş arkadaşlarımızdan Vedat beni gördü. Vedat, nasıl desem, şeytan tüyü olan bir çocuktu, beni çok etkilerdi. Etrafımdayken nefes alış verişim değişirdi, elim ayağıma dolaşırdı. Ondan hoşlandığımın farkında bile değildim.

“Oooo yakışmış”, dedi sırıtarak. Kabine girip elbiseyi düzeltirmiş gibi yaparak göğüs uçlarıma dokundu. Gözlerine baktığımda başım dönüyordu. “Kadın kıyafetleri giymek hoşuna mi gidiyor Çetin?”, diye sordu. Önce ne diyeceğimi bilemedim ama sonra cesaretle “Evet”, dedim. Ona güvenmek istiyordum çünkü hiç arkadaşım yoktu. İlk defa özel durumumu işyerinden birine anlatmıştım, tabi o anda bilmiyordum ama bu hayatımda yaptığım en büyük hataydı. Vedat bunu hemen beraber sürekli halı saha maçına gittiği, aynı mağazaa çalışan Süha’yla Erdal’a anlatmıştı. Bir gece iş çıkışında üçü birden yolumu kesti, birden kollarıma girip beni zorla Süha’nın babasının arabasına soktular. Önce şaka yapıyorlar sandım ta ki Süha, “Senin amın da varmış Çetin doğru mu bu?”, dedi bana. O anda başımdan aşağı kaynar sular indi sanki. Erdal, “Hem amın var, hem de bize vermiyorsun, arkadaş değil miyiz biz lan?”, dedi gülerek. Erdal, “Seni sikersek hamile kalır mısın, kalmaz mısın?”, diye soruyordu, “Öğrenmek ister misin?…”. Vedat da onların bu hayvanlıklarına gülerek, “Sırayla sikelim, tadı nasılmış o amın bir tadına bakalım”, diyordu. Arabayı ıssız ormanlık bir yere çektiler. Bu arada ağzımı, ellerimi ve ayaklarımı koli bandıyla sıkıca bantlamışlardı. En irileri olan Erdal beni omuzlayıp arabanın kaportasına yüzü koyun yatırdı, pantolonumu aşağı sıyırdı. “Offf, ne göt varmış bunda be!”, dedi. Tam bir orospu çocuğu. Biraz sonra vajinamda şiddetli bir acı hissettim, parmağını içime sokmuştu. “Haydi sikelim şu oğlanı sırayla”, dedi sonra,”Daracık deliği, belli ki daha önce kimse sikmemiş” Ve sonrasında da saatler süren bir işkenceyi yaşadım…

Eve döndüğümde üstüm başım yırtılmış, giysilerim sperm lekeleriyle kaplıydı. Vücudumun her yeri morluklar ve çizikler içindeydi. Beni sadece sikmekle kalmamış, işleri bittikten sonra da evire çevire dövmüşler sonra da bir bayırdan aşağı dikenli çalıların içine yuvarlamışlardı. Babam bu halimi görünce, “Ne oldu Çetin?! Oğlum bu halin ne?!…”, dedi, “Kavga mı ettin?!”. “Ya ben artık böyle yaşamak istemiyorum baba, orospu çocukları bana tecavüz ettiler…”, dediğimi ve hüngür hüngür ağladığımı hatırlıyorum. Babamın beni ilk defa kolların aldığını hissettim o gün, o da benimle ağlıyordu. Sonrasında babamın beni artık olduğum gibi kabullenmeye başladığını söyleyebilirim. Babam bana tecavüz eden çocukları bulmuş, balıkçı arkadaşlarıyla beraber bir gece alıp iyice dövdükten sonra denize atmışlar. Ertesi gün hiçbiri işe gelmemişti, kasabayı terk ettiklerini duydum daha sonra…. Babamın bana yakınlaşmasından sonra annem de nihayet beni sirk ucubesi gibi görmemeye başladı. Hem oğlu, hem de kızıydım onun. Artık benim “ne olduğum”, onun saklamak zorunda olduğu bir sır değildi. Bu durumumun onun başarısızlığından kaynaklanmadığını anlamıştı. Bir gün teyzemi aradım, uzun zamandır konuşmamıştık. “Nasılsın Çetin?”, dedi. “Bana Çetin deme. Belkıs’ım demeni istiyorum”, dedim. “Peki yavrum, güzel Belkıs’ım benim. Nasılsın?”, dedi. “Çok iyiyim teyze, bana mümkün olduğunca çabuk bir estetisyen doktor bulur musun?”, dedim hemen.

Mağazada çalışırken biriktirdiğim paraları gümüş renkli ışıl ışıl parlayan sırt çantama koyup soluğu Ceyda’nın evinde aldım. Aradan çok uzun zaman geçmişti ama Ceyda bana karşı soğuk davranıp da beni içeri almamazlık etmedi. Önce havadan sudan konuştuk. Sonra, “Olanları duyunca çok üzüldüm”, dedi, “Korkunç bir şey bu Çetin”. O da bütün kasaba gibi olanları öğrenmişti. “Önemi yok artık, boş ver, hepsi geçmişte kaldı”, dedim. Ceyda birden sarılıp öptü beni yanağımdan, “Seni çok özledim Çetin”, dedi. “Haydi daha fazla vakit kaybetmeyelim, gidiyoruz, sana bir hediyem var”, dedim. Beraber otobüse atlayıp teyzemin benim için bulduğu estetisyenin muayenehanesine vardık. Doktor Ceyda’yı muayene edip, “Artık lazerle bu izlerin hepsini yok edebiliyoruz”, dedi. Ceyda’nın yüzündeki gülümsemeyi görmek benim için her şeye değerdi… Estetik operasyonlardan sonra Ceyda hayal ettiği gibi bir şarkıcı olamadı belki ama biz hasta çocuklar için müzikli oyunlar oynayan amatör bir tiyatro topluluğuna katılıp yeniden beraber şarkı söylemeye başladık. Artık istediğim kadar parlak, ışıltılı, rengarenk kostümler giyebiliyorum sahnedeyken. Kimseden gizlenmeden, kimseye hesap vermeden, kimse tarafından ayıplanmadan ya da aşağılanmadan, duyduğum alkış sesleriyle bu halimle bile sevilmenin, kendimi tiyatro ile yeniden keşfetmenin mutluluğunu yaşıyorum. İşte ben bu’yum. Kimilerine gör Çetin, kimilerine göre Belkıs’ım. Sadece herkes gibi mutlu olmak isteyen bir insan. Başka bir şey değil.

Gerçek Bir Baba Oğul Hikayesi

Hikayelerimi takip edenler bunların sadece kurgu olduğunu bilerek okuyor ama bu defa size öyle bir hikaye anlatacağım ki kesinlikle kurgu falan değil, gerçekten yaşanmış bir hikaye. Öncelikle şunu belirteyim, hikayeyi bana anlatan arkadaş onu ilk ağızdan dinlemiş ve çok da etkilenmiş fakat bu son derece konuşkan arkadaş malesef okuldayken en nefret ettiği şey edebiyat dersinde kompozisyon yazmak olduğundan bu hikayeyi çok istediği halde bir türlü yazıya dökememiş. Hatta hikayeyi anlatan dostuna, “Ya bunu senaryolaştırsana, bak ciddi paralar kazanırsın. Ferzan Özpetek bunu film yapsa ödül alır” filan demiş ama dostu Türkiye şartlarında bunun biraz hassas bir konu olduğunu, hikayenin ucunun pek çok kişiye dokunduğunu söylemiş. Belki de haklıdır, bilemiyorum ama bu hikaye üçüncü bir şahıstan dinlediğim halde bile beni gerçekten çok etkiledi. Kendi kendime dedim ki “Yahu Murat yaşadığımız şu hayat gerçekten çok ama çok tuhaf tesadüflerle dolu ve bu yaşananların mutlaka bir mantığı ya da bir sebebi olmalı. Gel sen bunları yazıya dökmeyi dene…”. Şimdi bu hikayeyi buraya yazıyorum fakaaaat hikayenin asıl sahibi yarın öbür gün ortaya çıkıp da “Vay sen benim hikayemi ne hakla porno sitelere yazdın”, derse… O zaman da silerim ya napayım?… Fakat şunu da kendisine söylemek isterim: Hepimizin de çok iyi bir laf var: “Bu hayatta iki kişinin bildiği şey sır değildir”. Yine de ben isim ve mekan belirtmeden ama hikayeyi isimler hariç kesinlikle değiştirmeden, sadece kendi düşüncelerimi ve kapanışta yorumumu ekleyerek aktaracağım size. Yani kişilerin özeline tecavüz ederek kimseyi afişe etmek gibi bir amacım yok. Bu arada hikayenin başlığını görüp de sakın bu hikayenin ensest veya hardcore cinsellik içerdiğini sanmayın, bir yandan okurken otuzbir çekip rahatlama amacıyla bu sayfaya gelen arkadaşlara önerim diğer kurgu hikayelerimden birini otuzbir malzemesi yapmaları olabilir çünkü bu hikaye aslında biraz da Müge Anlı ile Tatlı Sert tarzında eşcinsel bir dram… İşte şimdi başlıyoruz:

50’li yıllarda kırsaldan büyük şehre göç eden bir ailenin, ilk çocukları ve hikayenin başlıca kişisi olan en büyük oğul Murat (tabi ki gerçek adı değil) doğduktan sonra, bir erkek ve iki kız çocukları daha olmuş. Adam eşini kaçırarak nikahlamış ama hiçbir zaman mutlu bir evlilik yaşamları da olmamış. Kadın biraz bağnaz, inatçı ve hırçın bir kişiliğe sahipmiş, eşinin ailesinden epeyce eziyet de görmüş, özellikle de ilk iki çocuk doğduktan sonra pek çok kadının da yaptığı gibi yatakta giderek kocasına hiçbir zevk vermeyen bir ceset moduna girmiş. Hayatında bir kez olsun makyaj yapmamış, kocası için üstüne başına hiç özenmemiş kırsal kökenli bir kadın bu muhtemelen. Önceleri çok fakirlik çekmişler fakat ailenin babası oldukça çalışkan ve kafası çalışan bir adammış, memuriyette bir süre süründükten sonra özel sektöre geçmiş, derken karşısına çıkan fırsatları da kullanarak kendi işini kurup epeyce zengin bir adam olmuş. Fakat doğal olarak adamın cinsel ihtiyaçlarını da bir şekilde karşılaması gerekiyormuş, o da kendini maalesef gayet de haklı olarak alkole ve orospulara vermiş. Aile içi şiddet had safhada yaşanıyormuş evde, her Allah’ın günü kavga, gürültü, sevgisizlik ve korku içinde büyüyen çocuklar, içip içip bir yandan annelerini, bir yandan da kendilerini döven babalarından nefret eder hale gelmişler. Baba, onca dayak yediği halde hala kendisine boyun eğmeyen karısının asi tavrıları ve giderek daha sık başvurduğu alkol yüzünden büyük ihtimalle ruh sağlığını da yavaş yavaş yitirdiğinden, çocuklarına eziyet eden bir psikopata dönüşmüş. Yani bir tür zincirleme reaksiyon gibi adam içiyor, eşini çocuklarını dövüyor, ortam daha da geriliyor, adam ortamdan uzaklaşmak için gidip biraz daha içiyor… Nitekim baba çok para kazandığı halde kendisine huzur vermeyen aile bireylerine varlık içinde yokluğu yaşatmaya başlamış. Çocukların her biri evden bir an önce evlenip uzaklaşmanın derdindeymişler. Anne bu aşamada mantıklı bir şey yaparak, muhtemeldir ki kendisi de okuyamayıp evlendiğine pişman olduğu için, için en azından güç bela ailenin kızlarını okutup kendi gaziantep escort ayakları üzerinde durabilmelerini sağlamış. İşte böylelikle alkolik babaları en azından her iki oğlu için de iyi bir rol model olmaktan çıkmış olmalı… Bu oğullardan biri ilaç bağımlığısı, diğeri ise alkolik oluyor nitekim. Oralara geleceğiz…

Murat, baba ile anne arasında biraz “köprüden önce son çıkış”, zaman zaman da “savunma kalkanı” görevi görüyormuş. Evde babası annesini döverken araya girip babasının çok dayağını yiyen büyük oğul, evin dışında ise çok , giyim kuşamına özen gösteren, popüler, sosyal yönü çok kuvvetli, çok yönlü, neşe dolu, insanları güldürüp eğlendiren ve hayattan zevk almasını bilen vs. vs. bir genç adammış. Dikkat edin, eşcinseller genelde hep böyle tiplerdir, belki de zor hayatlar yaşadıkları için mizah yönlerini güçlenir ama iki yüzlü toplum ise onlara hep şaklaban muamelesi yapar… Fakat sonra böylesine popüler bir genç adam kalkıyor lisede sınıfın en vasat kızlarından biriyle evlenmeye karar veriyor, yani bu biraz ilginç değil mi?… Murat etrafında bir sürü hoş kız fır dönerken gidip kara kuru, fakir bir ailenin kızıyla evlenmiş. Yok sandığınız gibi bu kız, hiç de öyle adamın ağzından girip burnundan çıkacak tarzda kurnaz, servet avcısı biri değilmiş. Zavallı bir kızmış açıkçası, onun da başında apayrı bir dram varmış. Anne ve babası daha küçükken ayrılmış,gaziantep escort bayan anne kızı abisiyle beraber babasına terk edip tekrardan başka bir adamla evlenmiş. Kızcağız da önce babannesinin dayaklarını yemiş, sonra da üvey annesinin işkencelerine maruz kalarak haliyle kaşarlanmış ve öyle çok da aşık olup sevmediği Murat’la evlenmenin onu bu hayattan kurtaracağına inanmış. Dikkatinizi çekerim, bu kız oğlanı bu aşamada sadece “iyi bir arkadaş” olarak görüyor. Üstelik kızın o sırada hoşlandığı bir çocuk da varmış ama tabi bu popüler zengin aile çocuğu çok daha cazip bir seçenek olarak çıkmış karşısına. Evliliklerinin ilk yıllarında bir de erkek çocukları Fırat (tabi ki onun da gerçek adı bu değil) doğmuş ama hemen sonra kadın Murat’ı askere uğurlamış… O yıllarda askerlik 20 ay sürüyormuş, dolayısıyla Murat’ın orada uzunca bir süre kaldığını aklımızın bir köşesinde tutalım… Nitekim aylar geçmiş ve Murat askerden dönmüş ama orada ona her ne olduysa biraz “değişik” bir insan olarak dönmüş oradan. Giderek karısına da, oğlu Fırat’a da fazla ilgi göstermeyen bir insana dönüşmeye başlamış. Bir ara nefret ettiği babası gibi eşini aldatmış, hatta üstüne bir de iş üstündeyken eşi tarafından birkaç defa(!) basılmış. 80’li yıllarda yurt dışına kaçıp Almanya’ya belki de biraz nefes almaya gitmiş. Bilmeyenler için belirtmek isterim, o yıllarda özellikle Almanya’nın büyük şehirlerindeki gece hayatı ve eğlence kültürü Avrupa marjinal yaşam tarzları için bir cennetti… Fakat Murat ailesinin baskısına dayanamayıp geri gelmiş. Bu arada Murat’ın babası, bir ara dolandırıcılık suçundan hapse düşünce malvarlığının büyük bir kısmını devlet el koymasın diyerek erkek kardeşlerinden birinin üstüne geçirmiş fakat hapisten çıktığında ise kardeşi bu serveti ona geri vermemiş. Aile için ekonomik çöküş de böylece başlamış. İşte bu noktada karısı, hem ondan hem de kardeşinden ölesiye nefret etmeye başlamış… Derken Murat, depresif bir insan olarak geçirdiği son birkaç senenin ardından biraz da “gizemli” bir araba kazasında hakkın rahmetine kavuşmuş… Buralara yazının sonunda farklı bir perspektiften bakacağız ama öncesinde küçük Fırat’ın nasıl büyüdüğüne de göz atmamız gerekiyor.

Murat’ın ölümünden sonra annesi bütün ilgisini torunu Fırat’a yönlendirmiş. Bu arada diğer çocuklarını tek tek evlendirmiş, her birinin çocukları falan da olmuş, torun torba sayısı giderek artmış. Fakat bir yandan kendisi, bir yandan da kocası Murat’ın dul eşini iyiden iyiye sıkboğaz etmeye başlamış. Kız o güne kadar pek sevmediği bu insanlara kocası yüzünden amenna diyormuş, şimdi ortada Murat da olmadığına göre artık buna katlanmak istemediğine karar vermiş. Tam bu sırada kızın ağabeyi ortaya çıkıp kızkardeşini o aileden “güya” kurtarıp evini ona açmış ama onun da amacı kendisini fakir olduğunu için sürekli ezikleyen karısının aklına uyarak kızkardeşinin ölen kocasından kalan mal varlığına konmakmış. Böyle de olmuş. Kızkardeşini bir güzel sömürürüp kocasından kalanları da satıp savdıktan sonra, ona yeniden evlenmesi ve evden sepetlenmesi için bir de koca adayı bulmuş. Ne tesadüftür ki bulduğu bu adam da kadının ölen kocasının mahalle arkadaşlarından biriymiş(!)… Herif taa o zamanlardan bu kıza göz koymuş diyelim, fırsat bu fırsat diyerek kadına yanaştığınıescort gaziantep varsayalım. Peki bir kadın neden, ölmüş eşinin onurunu hiçe sayarak onun zaten “pek de normal olmayan” ailesinin nefretini kazanmayı istesin ki?… Bu noktada belki de geçmişte aldatılmış olmanın verdiği eziklik ve nefret duygusuyla hareket etmiştir, kim bilir… Nitekim kadın bu bahsi geçen adamla, yani eşinin eski arkadaşıyla evlenmiş. Ne yazık ki evlilikleri kadını ilk birkaç yıldan sonra mutlu edememiş. Yeni kocası, onu defalarca patronunun karısıyla, beraber çalıştığı iş arkadaşlarıyla falan derken bir sürü insanla aldatmış. Kadının elinde ölmüş eşinden kalan son varlığı ise düğününde takılan ve bir daha asla sahip olamayacağı kadar değerli takılarıymış. Bir gün eve hırsız girmiş süsü verilerek bunlar da ortadan yok edilmiş. Anlatılanlara göre eve hırsızlık için giren her kimse evi hiç dağıtmadan doğrudan mücevherlerin gizli olduğu yeri bulup sonra da sırra kadem basmış. Tüm bunlar olurken kadın yeni eşinden bir de kız çocuğu dünyaya getirmiş. Hayatı boyunca ev kadını olmaktan başka bir iş bilmeyen kadın, kocasının kendisini aldatmasına, hakaretlerine, eziyetlerine katlanmış çünkü boşandığı takdirde zor durumda kalmaktan korkuyormuş.

Gelelim Fırat’a. Annesi ikinci evliliğini yapmadan önce Fırat’ı geride, tıpkı bir zamanlar annesinin kendisine yaptığı gibi bir süre ölen kocasının ailesine terk etmiş. Yine sormak istiyorum: bir anne neden çocuğunu, onun nasıl koşullar içinde büyüyeceğini bidiği halde böyle bir ortama terk eder? Fırat, her ne kadar küçük olsa da, babasından sonra annesini de kaybetmenin acısını, hatta öz annesi tarafından bile sevilmediğini hissetmiş olmalı… Fırat babasının ebeveynleri ve kardeşleri arasında büyümüş, dolayısıyla aile içi şiddetin artık tavan yaptığı, ekonomik olarak darboğazda olan bir evde yaşamaya mahkum edilmiş annesi tarafından. Oysa Fırat annesine yıllar sonra neden bunu yaptığını sorduğunda, kadın oğlunun ölen eşinin annesi tarafından ona çok daha iyi bir yaşam verileceği ve iyi bir eğitim aldırılacağına dair ikna edildiği için olduğunu söylemiş. Fırat buna ne kadar inanmıştır bilmem ama ben pek ikna olmadım… Sağlıklı bir aile ortamı görmeden büyüyen Fırat, baba hayattayken önceleri pek bir şımartılmış falan ama babasının ölümünden sonra aileye katılan yeni torun torbayla beraber pabucu dama atılmaya başlamış. Neyse ki tüm bu hengamenin ortasında yine de Murat iyi bir eğitim almayı başarmış, güzel bir işe de girmiş. Dedesi uzun yıllar su gibi içtiği alkol ve sigaranın etkisiyle birçok sağlık problemleri yaşayarak nihayet oğlunun peşinden öteki tarafa göçmüş. Ailesi işte bu noktadan sonra tamamen parçalanmaya başlamış. Aile fertleri bir yandan babadan kalan borçları kapatmaya uğraşırken diğer yandan da kalan birkaç taşınmazı da paylaşma konusunda birbirlerine düşmüş. Bu sırada Fırat’ın babannesi, gelecek kaygısıyla atı ekonomik yönden en güçlü olan çocuğuna oynamış ve bu adaletsiz davranışları yüzünden de çocuklarını hem birbirlerine düşürmüş hem de küstürmüş. Artık kardeşlerin hiçbiri bir diğeriyle konuşmuyormuş.

Fırat büyürken bir yandan etrafındaki aile olarak nitelediği bazı kişilerin adeta kendisinden sebepsiz yere nefret ettiğinin farkına varmış. Örneğin dayısı Fırat’a kendi oğluna gösterdiği ilginin onda birini göstermediği gibi, annesinin babası da kızının kocası öldükten sonra Fırat’ı bir daha görmek istememiş. Fırat’ın yaşadıklarını anlayabilmek bu hikayeyi duyan bizler için bile zorken onun neden bunlara maruz kaldığını anlayabildiğini hiç sanmıyorum. Bu yine de çok ilginç bir detaydır. Dayısı ve öz dedesinin bu çocuğu bu şekilde yok saymasının nedeni acaba çocuğun ölmüş babası hakkında öğrendikleri bir şeyler olabilir mi?… Öte yandan ne yazık ki baba tarafında da durum Fırat için pek değişmiyor. Özellikle amcası Fırat’tan nefret ediyormuş, annesinin ona gösterdiği ilgiye katlanamıyor ve onu her fırsatta aşağılamaya çalışıyormuş. Bu zaman zaman fiziksel şiddet boyutuna kadar varmış. Fırat, bir defasında, sağlığındayken öz dedesi tarafından babasının tam da vefat ettiği günün yıldönümünde sebepsiz yere dövüldüğünü unutamıyormuş… Diyelim ki bu çocuğun babası gerçekten de nefret edilecek bir şeyler yaptı, niye bunun acısını küçük bir çocuktan çıkarmış bunca insan? Çünkü belki de insan doğasıdır bu, doğuştan kötülükle doluyuzdur… Öte yandan Murat’ın adı geçtiğinde onun hakkında neredeyse herkes abartılı şekilde “iyi” şeyler söylermiş. Babasının neden bu kadar mükemmel gösterilmeye çalışıldığını anlayamıyormuş. Bu insanın hiç mi bir kusuru yoktu diye düşünüyormuş haklı olarak. Bunun nedeni acaba bu kişilerin duyduğu vicdan azabı olabilir mi?… Fırat zaman içinde babası kadar dışa dönük, eğlenceli, popüler vs. vs. olamadığı, sürekli babasıyla kıyaslandığı için sevilmediğine inanmış. Bir yandan da babasının şüpheli ölümünü aydınlığa kavuşturmak için tıpkı bir dedektif gibi bilgi toplamaya ve bunları karşılaştırmaya da başlamış. Fakat tuhaf bir şeyler fark etmiş ki babasının ölümüyle ilgili herkes aşağı aynı hikayeyi anlatsa da aslında farklılıklar da çokmuş.

Bu arada küçüklüğünden itibaren babasından kalan mektuplar, ses kayıtları ve fotoğraflar gibi kişisel bazı eşyalarını da, gizemli şekilde ortadan kaybolmalarından önce birkaç defa görme şansına sahip olmuş. Annesi çok sonraları bunların bazılarını çöpe attığını itiraf etmiş. Peki neden? Yaşananları tamamen unutmak istediği için olabilir mi?… Fırat bu eşyalar arasında gördüğü bazılarını ise hiç unutamamış. Babasından geriye kalan evraklar içinde, askerlik döneminde çekilmiş bazı fotoğraflar eline geçmiş. Fotoğraflar babasıyla, Fırat’ın hiç tanımadığı, babasının bir erkek arkadaşına aitmiş. Fotoğraflar içinde çıplak olmasalar da yatakta sarmaş dolaş çekilmiş pozlar da varmış. 70’li yıllarda sıkıysa çıplak fotoğraf çektirmeye kalkın bakalım, sonra nerede bastıracaksınız ki onları?… Belki de yapabilselerdi o fotoğraflar çıplak olurdu, hatta bugün aynı şeyler yaşansa o fotoğrafların belki videosu bile kalırdı telefonlarda… Neyse, sonra o fotoğraflar birdenbire ortadan kaybolmuş… Fırat ayrıca babasından kalan bazı giyim eşyalarının, 70’li yılların çılgın modasına göre bile fazla uçuk kaçtığını fark etmiş. Yani transparan ipek gömlekler, dar pantolonlar, çok renkli fularlar gibi “hey bana bak, ben eşcinselim!” diye bağıran bir sürü giysi falan bulmuş ama babasından kalan takım elbiselerin arasında bulduğu bu giysilere pek bir anlam verememiş. Öte yandan henüz kendi cinsel kimliğinin farkında olmadığı, eşcinsellik nedir bilmediği için bunlara bir anlam verememiş olma ihtimali de yüksek… Fırat’ın dikkatini çeken bir başka detay ise, bu kadar popüler olduğu iddia edilen bir insanın hiçbir arkadaşıyla karşılaşmamış ve tanışmamış, hatta telefonda bile konuşmamış olması. Evet, kişiler öldükten sonra unutulabilir ama hayatta olan ailesi de mi unutulur sizce? Ya da bu durumda şu soruyu sormak gerekiyor: neden unutulur? Bu kişiler acaba özel bir nedenden ötürü Fırat’tan uzak durmuş ya da uzak tutulmuş olabilirler mi?… İşte Fırat böyle, babasıyla ilgili öğrendiği her tür bilgiyi devasa bir bulmaca gibi bir araya getirmeye çalışmış yıllarca.

Bu arada Fırat’ın da kendi hayatında da bazı önemli değişiklikler olmaya başlamış. İçinde daha önce hiç hissetmediği hisler uyanmaya başladığını fark eden Fırat, o güne dek sadece birkaç kızla çıkmış ama herhangi bir cinsel deneyimi olmamış. Ne zaman ki yirmili yaşlarının ortalarında kendinden daha deneyimli bir eşcinselle birlikte olmuş, o andan sonra da kendi içinde bir açılım yaşamış. Kalkıp o sırada evlenmeyi düşündüğü kız arkadaşından ayrılmanın en mantıklısı olacağına karar vermiş ve cinselliğini adam akıllı sorgulamaya başlamış. Yaşadığı birkaç kısa süreli ilişk**en sonra aşağı yukarı her eşcinselin yaptığı gibi yakın hissettiği insanlara açılmaya başlamış. Nihayet annesine anlattığında kadın, belki sıradan bir anneden beklenildiği üzere dövüne dövüne ağlaması gerekirken bunu anlayışla karşılamış ama hiç tahmin etmediğini söylemiş Fırat’a. Burada ben “Acaba?” demek istiyorum çünkü anneler her şeyin farkındadır, genelde onlardan hiçbir şey kaçmaz. Bunları bu kadar doğal karşılayan bir kadının oğluyla daha içli dışlı olmasını beklerdim ben şahsen ama Fırat, annesinden giderek uzaklaşmasının aşağı yukarı bundan sonra başladığını düşünüyormuş… Bu arada Fırat bence açılma konusunda biraz aptalca davranmış ve bu haberler artık görüşmediği kuzeni vs. tarafından ailenin baba tarafına da yayılmış. Yani yazının başında da söylediğim gibi iki kişinin bildiği şey sır olarak kalamıyor işte… Fırat’ı çocukken çok seven büyük halası, kendi oğlunu ta ki evlenene kadar köşe bucak Fırat’tan kaçırmaya, mümkün olduğunca onları aynı ortamda bırakmamaya çalıştığı gibi Fırat’ı rencide eden imalarını, iğneleyici laflarını da o günden sonra hiç eksik etmemiş. Fırat’ın küçük halası ise bunları öğrendiğinde, ona öyle iğrenç sorular(?) sormuş ki onunla ya da bir başkasıyla bir daha bu konuları paylaşmamaya yemin etmiş. Fırat’ın hayatını tepetaklak eden kişi de bu aşamadan sonra hayatına girmiş, ona öyle bir kazık atmış ki Fırat evini, işini, dostlarını ve sahip olduğu bir çok şeyi yitirmiş. Ondan sonra da deyim yerindeyse bir daha asla düze çıkamamış. Bu aşamada Fırat yine annesine sığınmaya çalışmış ama kadın bu konudaki “sözde” desteğini zaten oğlundan çekmiş durumdaymış ve tüm ilgisini yeni evliliğinden doğan kızına yönlendirmiş. Oğluna bu şekilde asla mutlu olamayacağına inandığını söylemiş. Pardon ama sanki kendisi çok mutlu olmuş da, oğlunun mutsuzluğundan bahsediyor, yok ben bu kadını ve hangi güdülerle hareket ettiğini kesinlikle anlayamıyorum, anlayabilen varsa bana da yorumlarda açıklarsanız memnun olurum…

Fırat annesiyle tamamen kopma aşamasına gelmeden evvel yıllar boyunca babasıyla ilgili biriktirdiği herşeyi annesine tek tek anlatmış ve ondan dürüstçe gerçekleri duymak istediğini söylemiş. İşte bu noktada ise daha önce hiç duymadığı yeni itiraflar gelmiş annesinden… Kadın Fırat’a babası Murat’la pek de normal bir karı-koca ilişkilerinin olmadığını, Murat’ın eve neredeyse pek uğramadığını anlatmış. Fırat, babasından kalan eşyalardan söz ettiğinde ise, kısa bir dönem için kocasının tuhaf bir şekilde giyinmeye başladığını, tuhaf arkadaşlarla takıldığını, 70’lerin Türk yapımı softcore porno filmlerinde oynamak istediğini kendisine söylediğini ama sonradan onu bundan vazgeçirdiğini, hem kadınlarla hem de erkeklerle beraber olduğunu öğrendiğini yani kocasını bizzat bastığını tek tek anlatmış… Bir sorum daha var: Yahu kaç adam karısına “ya hatun, ben şimdi gidiyorum, porno film çeviricem, sana haber veriyim dedim”, der ki? Yapacağı varsa gider zaten yapar ki bence yapmıştır da. Eğer bir adam bunu karısına apaçık söylüyorsa ya zaten artık onu sadece arkadaşı olarak gördüğü için söylüyordur ya da kendinden soğutup onu boşaması (özgürlüğüne kavuşturması) için söylüyordur. Hangisi olduğunu bilmiyorum ama bence ikinci ihtimal daha kuvvetli… Ben Fırat’ın yerinde olsam o dönemin porno filmlerini kesinlikle izlemezdim çünkü babasının gençliğiyle karşılaşma olasılığı çok yüksek(!)… Bu arada kadın kocasının askerden döndükten sonra depresyona girdiğini, çok mutsuz göründüğünü, ilk tanıştıkları zamanki neşeli hallerinden eser kalmadığını ve çok içtiğini de anlatmış. Bu arada Fırat, babasının kardeşlerinden birinden de (hangisi olduğunu unuttum) önemli bir şey daha öğrenmiş: babasının ölmeden önceki son iki yılında majör depresyon tanısıyla psikiyatrik ilaç tedavisi gördüğünü… Murat bir yandan alkol almaya devam ederken, bir yandan da antidepresan kullanılıyormuş. Öte yandan Fırat babasının hızlı araba kullanmayı sevdiği de aşağı yukarı herkesten duymuş. Çok merak ettim, o oğluna çok düşkün olduğu söylenen anne neden bu konuda hiçbir şey yapmamış acaba da bu kaza yaşanmış?… Ve sonunda küçük halası bir gün sohbet ederlerken Fırat’a babasının belki de intihar etmiş olabileceğini söylemiş(!) ki bu bence önemli bir ayrıntı. Çünkü ailenin baba tarafında başka intihar vakaları da görülmüş ve intiharın genetik bir eğilim olduğu bilgisini de burada bilmeyen okurlarla paylaşmış olayım. Fırat da intihar eder mi ya da etmiş mi diye insan merak ediyor haliyle ama hemen söyleyeyim, onun da hayatı alt üst olduktan sonra böyle bir girişimi olmuş… Fakat benim yüz yüze tanışma şansımın olmadığı Fırat bugün hala yaşıyor.

Ve bu bilgiler ışığında kasedi biraz başa saralım: Baba Murat da, oğlu Fırat da artık ister “sebebi genetik” deyin, ister “doğaüstü bir lanet bu” deyin, her ne derseniz deyin aynı kaderi paylaşmışlar. Murat muhtemelen gençlik yıllarında çoktan cinselliğinin farkına varmıştı ama aşağı yukarı pek çok eşcinselin yaptığı gibi ailesini mutlu etmek, aile şerefine leke sürmemek ve kendi durumunu da kamufle etmek için kolayca yönlendirebileceğini düşündüğü safça bir kızla evlendi. Fakat askerde artık dizginleyemediği hormonları tavan yaptı, orada biri ya da birileriyle (?) seks yaptı ve kalkıp birine de aşık oldu. Hatta o derece aşık oldu ki, bu insanla sarmaş dolaş fotoğraflar çektirecek kadar ileri gittiler. Derken askerlik bitti ama Murat evli olduğunu unutmuş, muhtemelen hala hayal ve zevk aleminde yaşamaktaydı. Ama herşeyin farkında olduğuna emin olduğum eşi ve henüz pek bir şey bilmeyen cahil annesi ona evli olduğunu hatırlatıp evli bir adam gibi sorumlu davranmasını söyledikçe o iyice zıvanadan çıktı. Girdiği marjinal çevreler sayesinde bu dönemde yurt içinde ve yurt dışında bazı kaçamaklar yaptı, yurt içinde yapmaya kalkıştığında ise basıldı. Büyük ihtimalle bu basılmalardan birinde herşey ortaya çıktı. Murat’ın annesi durumu öğrendi. Bunun hem aile için büyük bir utanç kaynağı, hem de oğlanın babasının asla kaldıramayacağı bir şey olduğunu bildiğinden oğlunu tedavi ettirmeye kalkıştı. O yıllar henüz eşcinselliğin dünyada bir hastalık olmadığının daha yeni ilan edildiği yıllardı. Böylece Murat babasından gizli, belki annesi ve büyük kızkardeşinin desteğiyle (ki bu kız kardeş tıp okumuş, kesin bu konuda ön ayak olmuştur) psikiyatrik ilaçlarla eşcinselliğin tedavisi furyasına kurban edildi. Bugün ne yazık ki bu yaklaşım bazı çevrelerce hala uygulanıyor ve birçok insan tedaviden sonuç alamayınca da intihar ediyor. Ben şuraya yazayım gene de: “EŞCİNSELLİK, TEDAVİ EDİLEBİLECEK BİR HASTALIK DEĞİL, BİR CİNSEL KİMLİKTİR”

Bu aşamada her ne kadar bazı şeyler gizli tutulmaya çalışılsa da aile çevresinde yayıldığına eminim. Bence Murat’ın eşi bunu kesinlikle çok güvendiği belli olan abisiyle paylaşmış olmalı. Belki o da Murat öldükten sonra gidip durumu babalarına yetiştirmiştir. Bence her iki adamın da Fırat’ı yok saymalarının başıca nedeni bu olmalı. Diğer yandan, Murat’ın erkek kardeşinin hayatı boyunca hep ağabeyinin popülaritesini kıskandığı söylenirmiş, ya da belki de o da bir şeylerden şüpheleniyordu, kim bilir. Babaları ise belki oğlu öldükten sonra onun hakkındaki gerçekleri öğrenmiştir nitekim adamın sağlığının kötüleşmesi de bundan sonrasına denk geliyormuş… Murat artık alkolle beraber aldığı ilaçların etkisiyle sağlıklı düşünemeyen biriydi. Oldukça genç bir yaşta artık problem olarak gördüğü cinsel kimliğini değiştirmenin bir çözümü olmadığına karar vererek bence sevdiği bir şekilde bu dünyadan gitmeyi seçti. Belki de hala o askerdeyken aşık olduğu kişiyi unutamamıştı, belki ailesi onu kendisinden uzaklaştırmıştı. Burada pek çok ihtimal var ama kesin olan tek bir şey var: o da Murat mutlu değildi ve mutlu olacağına da artık inanmıyordu. Alkolle birlikte haplarını aldı, arabasına atladı ve hız yaparak sonunda korkunç bir kaza geçirdi. Şahsi düşüncem bu sadece bir intihar değil, aynı zamanda bir cinayettir. Bu cinayetin sorumluları da bellidir: vicdan azabıyla gerçekleri hala sümen altına itmek isteyen herkes.

Geride Murat’ın intihar eden çoğu kişinin yaptığı gibi bir itiraf mektubu, bir not vs. bırakmış olması muhtemeldir, çünkü intihar eden kişi aslında hala hayatta kalacak olanlardan intikam almak için ölümü seçer. Bu böyledir. Bu mektuplarının, fotoğraflarının hatta ses kayıtlarının bile neden yok edildiğini çok net ortaya koyuyor bana kalırsa… Ve Murat öldükten sonra aile şunu yaptı: intihar eden kişinin namazının bile kılınmadığını bildiklerinden, aile çevresine ve hatta tanıdıklara inanılmayacak kadar saçma sapan bir hikaye anlattılar. Olay böylece ört bas edildi. Belki cenazeye gelen Murat’ın marjinal arkadaşları olduysa, ya zorla uzaklaştırıldılar ya da kendileri bu tiyatronun bir parçası olmak istemediler. Anlatılanların bu denli üstün körü olmasından ötürü herkes kazayı kendince değiştirip eksik kısımlara dolgu ve montaj yaparak anlatıyordu. Fakat ilginç bir başka detay ise hikayenin temel motifi olarak kazaya sebebiyet veren kişinin değişmemesi. Murat’ın annesi yaşanan kazadan, ağabeyi hapse girdikten sonra ailenin mal varlığına el koyan, hapisten çıktıktan sonra da geri vermeyen Murat’ın amcasını sorumlu tutmuş. Bu hayatta kendi vicdanını aklamak isteyen herkes, kendisinden daha kötü birini bulup suçu onun üzerine devirmeye yeltenir. Bu böyledir… Güya bu amca yeğenini o gün bir yere bir şey(?) götürmeye göndermiş, bu zaman zaman bir çiçek, zaman zaman önemli bir evrak olarak anlatılmış. Bu kadar zengin bir ailenin, çok sayıda şoförü varken bunu ailenin büyük oğluna yaptırması falan çok saçma. Ayrıca Murat’ın annesi oğlunun kirli işler çeviren amcasının önemli bir sırrına vakıf olduğundan bir şekilde ortadan kaldırıldığına emin olduğunu söylemiş… Peki o zaman ben de “bu neden araştırılmadı?” diye sorarım. Hangi anne suçlunun kim olduğundan bu kadar eminken sonradan bunun bir kaza olduğunu kabullenir? Çünkü otopsi sonuçları da bunun bir kaza olduğunu söyleyince Murat’ın annesi cinayet iddialarını “aniden” unutmuş. Bu arada intiharların pek çoğu zaten kaza süsü verilmiş şeylerdir arkadaşlar. Örneğin, sevgilisi tarafından terk edilen pilot uçağın burnunu yere çevirirse bunun adı kazadır, şirketler intihar haberlerini sevmez. Kazalar sebepsiz yere de gerçekleşebilir ama intiharların mutlaka bir sebebi vardır…

İşte hikayenin benim dinlediğim kadarı bu. Sonrasında neler olduğuna dair hiçbir fikrim yok ama zaten olanlar olmuş… Gencecik bir insan, kendi hayatını istediği gibi yaşayamadığı için zorla ölümü seçmiş. Öte yandan bir diğeri ise hayatı boyunca babasının karanlık geçmişinin yaydığı nefret ve öfke duyguları içinde büyümüş. Bence kader bu insanlara Fırat’la birlikte, Murat’ı anlayabilmeleri için ikinci bir şans daha vermiş ama sonuç olarak bunu da değerlendiremedikleri düşünüyorum. Bütün kalbimle diliyorum ki Fırat, annesini ve ona inanmayan herkesi haksız çıkarır ve bir şekilde mutluluğuna kavuşur. Bunu dilemekten başka ne diyebilirim bilemiyorum… Bu arada diyecek bir şeyi olan varsa yorumlara da yazabilir. Bitti, bu kadar, dağılabilirsiniz.

Yengemi Sikmeden Önce Köpek Gibi Yalvartıyorum! (Berk 22 Y., Ankara / Türkiye)

Adım Berk. 22 yaşında, 1.84 boyunda, sarışın, yeşil gözlü biriyim. Ankara’da özel bir Üniversite’de okuyorum. Çevrem tarafından çekici yada yakışıklı olduğum yönünde tepkiler alsam da, ben mütevazılığı koruyorum. Olayın kahramanı Sevgi yengem 24 yaşında. Ankara’nın zengin tüccarlarından olan amcam ise 40 yaşında ve ikinci evliliğini Sevgi yengem ile yaptı. Amcamlarla evlerimiz biribirine yakındır, sürekli beraber yer içeriz. Yengemi ilk gördüğümden beri güzel bulmuşumdur, 1.70 boyunda, sarışın, çıtır bir hatundur kendisi. Amcamla evlendiklerinden beri yengemle çok rahat şekilde konuşup sohbet ederdik. Kız arkadaşlarımı yengeme rahatlıkla anlatırdım, ancak cinsel konulara girmezdik.

Geçen sene, aylardan Ağustos, birgün amcam bize gelip, “Hadi önümüzdeki hafta hep beraber yurtdışına bir gezi yapalım, Paris’e gidelim birkaç günlüğüne!” dedi. Bu fikri babam dışında herkes olumlu karşıladı. Babam işlerinden dolayı gelemeyeceğini söyledi. Biz de tamam deyip annem ben amcam ve yengem gitmeye karar verdik. Paris’te 3 gece 4 günlük bir tatil yapacaktık. Bir hafta geçti ve gitme günü geldi çattı.

Paris’e indiğimizde akşam üzeriydi, hemen otele geçip yerleştik. gaziantep escort bayan Herkes çok yorgundu, bilirsiniz işte sıradan pasaport işlemleri uzun sürmüştü. Bu arada otelde annemle ben bir odada, amcamla yengem ayrı bir odada kalıyorlardı. Akşam herkes dinlenmiş, duşunu almış, hazırlanıp, saat 22:00 gibotelin akşam yemeğine inmişti. Amcamla yengem geldiğindeyse şaşkınlıktan küçük dilimi yutacaktım. Yengem üzerine tek parça siyah transparan bir elbise giymişti, iççamaşırları olduğu gibi belli oluyordu. Yengem önceden hep amcamın hiç kıskanç olmadığını söylerdi, ama bu kadarını da beklemiyordum açıkçası.

Neyse, yemekler yenmeye başladı.gaziantep escort Yemek yerken yengem öyle seksi görünüyordu ki, ben çadırı kurmuştum masanın altından. Yemek açık büfe olduğundan tabağım bitince gidip birşeyler almam gerekiyordu, ama sikimin kalktığı belli olacak diye kalkıp alamıyordum. Haliyle yemek masasından aç karınla kalktım. Yemekten sonra otelin lobisinde hep beraber oturup muhabbet ettik biraz. Saat 24:00’ü geçmişti, Annem yatmak üzere odaya çıktı. Yengemse henüz 24 yaşında olduğundan kanı kaynıyor, dışarı çıkmak, Discoya gitmek istiyordu. Amcam çok yorgun olduğunu, hiç biryere gidemeyeceğini söyleyince, yengem suratını asmıştı. Ben de yengeme bıyık altından gülüyordum. O sırada amcamla yengemden dışarı çıkacağımı söyleyip odama gidip hazırlanmak için izin isteyip kalktım. Yengemin o an yüz ifadesini görmeniz gerekirdi, benim dışarı çıkıyor olmamı çok kıskanmış, amcama surat yapmaya başlamıştı.

Ben yukarı odamıza çıkıp, önce bir duş aldım, sonra Paris’e uygun olarak çok şık şekilde giyindim, parfümümü sıkıp odadan çıktım. Asansörle aşağı inip, lobiden geçerken, yengem bir anda üzerime atladı. Çok şaşırmıştım, sevinçten zıplıyordu. Amcam, yengemin gece benimle dışarı çıkmasına izin vermiş, kendiyse gidip uyumuştu. Ben o an inanılmaz hayal kırıklığına uğramıştım, aklımda Fransız kızlarıyla ilgili ne planlar vardı, ama yanımda yengem olduğu için uslu uslu oturmak zorunda kalacaktım 🙂

Otelin önünden bir taksi çağırıp şehrin iyi Discolarından birine götürmesini söyledim. Bu arada yengemde yabancı dil olmadığından, herkesle ben konuşuyordum. Taksici bizi şehir merkezinde şık bir yere götürdü. Ben tam Discoya girecekken, yengem biraz dolaşmak istediğini söyledi, ben de mecburen tamam dedim. Paris’in ara sokaklarında dolaşmaya başlamıştık. Yürüdüğümüz yolda, bir bardan iki Vodka Redbull alıp dışarı çıktım, içerek dolaşıyor bir yandan da sohbet ediyorduk. Ellerimizde içki, Paris sokaklarında başbaşa dolaşmanın romantik bir etkisi olmuştu, yengem bana sokulmuş, elimi omzuna koymuştu. Ben halen iyi niyetle düşünüyordum, sadece sohbet ediyoruz diyordum. Bir ara yengem, “Hadi bir yere girelim artık!” dedi. 1 saat boyunca bilmediğimiz bir şehirin ara sokaklarında dolaşmış, haliyle kaybolmuştuk.

Yakınlarda bir yerde parlayan ışıklarla ‘Club’ yazıları görünüyordu, biraz izbe biryer olmasına rağmen oraya girmeye karar verdik. İçeri girdiğimizde etrafta bizden ve barmenden başka kimse yoktu. Ben mekandaki direkleri görünce, mekanın bir Striptiz Club olduğunu anladım, ama yengeme birşey demedim. Sahneye yakın bir yere oturup birer içki aldık. Biz içkilerimizi yudumlarken, sahneye esmer bir afet çıktı, üzerinde sadece bikinisi vardı, direğin etrafında dans etmeye başlayınca yengem olaya uyandı. Biraz utanmış, ama içkisini daha hızlı içmeye başlamıştı. Saat ilerledikçe Striptizci kadınlar sürekli değişiyor ve git gide daha açık saçık şeyler giyiyor, şovun sonundaysa tamamen soyunuyorlardı. Ben tepki vermeden arada bir kadınlara bakıyor, arada bir telefonuma bakıyordum.

Yengem bana, “Çok alışkınsın galiba, kadınlara hiç bakmıyorsun!” dedi. “Bunlardan Türkiye’de çok var!” dedim. Yengem, “Hadi ya, ben neden hiç görmedim?” dedi. Ben de gülerek, “Bana özel çalışıyorlar, benim Türkiye’de beraber olduğum kadınlar bunları üçe katlar!” dedim. Yengem, “Çok hızlısın galiba?” dedi. “Bilmiyor gibi konuşma yenge!” dedim yine gülerek. Bu arada mekana başka adamlar da gelmiş ve yavaş yavaş herkes yaraklarıyla oynamaya başlamıştı. Yengem alkolü fazla kaçırmış, gözlerini onlardan ayırmıyordu, adamlara hiç çekinmeden bakıyordu. O sırada benim Türk erkeği damarlarım kabarmıştı, masaya hesabı bırakıp, yengemi kolundan tutup çıkardım mekandan. Sokakta konuyu hiç açmadan biraz daha dolaşıp, bir taksi durdurduk. Saat 03:00’ü bulmuştu. Taksiye binip otelin adresini verdim.

Yengem çok içmiş olduğundan takside sızıp, başını dizime koyup yatmıştı. Yatarken bütün eteği açılmış, küloduna kadar sıyrılmıştı, (Ben tabii özellikle yapmış olduğunu düşünüyorum!). Bacakları dolgun ve o kadar seksi görünüyordu ki, bir süre bakakaldım. Sonra üşümesin bahanesiyle bacaklarını ovmaya başladım. “Hava soğudu yenge, üşümüşsündür!” diye söyleniyordum, ama yengemden hiç tepki yoktu, tamamen sızmıştı. Ben de bunu fırsat bilerek, elimi bacak arasına atıp, külodunun üzerinden amını hafiften okşamaya başlamıştım. Yengemin külodu sırılsıklamdı. Külodu kenara çekip elimi amının dudaklarında dolaştırmaya başladım. Aman Tanrım, tam istediğim gibi, harika bir amcığı vardı yengemin. Bu sırada otele gelmiştik. Yengeme bir seslenmemde ayağa kalkmıştı. Çok şaşırmıştım, o çok içip sızmış kadın, bir seslenmemle kendine gelmişti. Taksiden inip otele yürürken gayet normal yürüyordu. Kendi kendime bu kadın sarhoş değilmiydi diye sordum.

Otelin içine girdiğimizde yengem, “Ağzım alkol kokuyor, amcan anlarsa kızar, ne yapacağız?” dedi. escort gaziantep Ona, “İstersen bizimkilerden gizli bir oda tutayım, orada duş alıp toparlanıp geçersin odanıza?” dedim. Yengem bu teklifime resmen atlamıştı. Hemen bir oda istedim Resepsiyondan. Anahtarı alıp odaya girdiğimizde ben yatağa uzandım, yengem duşa girdi. Az sonra duştan önce paldır küldür sesler geldi, ardından acılı, “Ahhhh!” diye bir inleme. Koşarak gidip banyonun kapısına tıkladım, “Yenge iyimisin?” diye sordum. “Berk düştüm, çok içmişim herhalde, başım dönüyor!” dedi. “İyimisin? Yardım etmemi istermisin?” dedim. “Evet, lütfen gel yardım et, kalkamıyorum!” dedi. Kapıyı açıp banyoya girdiğimde gördüğüm manzarayı hiç tahmin edemezdim, yengem çırılçıplak yerde yatıyordu. Hemen tutup kaldırmaya çalıştım, o sırada bacaklarını götünü avuçluyordum. Sonunda kaldırıp, yarı dolmuş küvete sokmaya çalışırken, ben de dengemi kaybedip, yengemle beraber küvetin içine düştük. Yengemin çıplak vücuduyla altımda kalmıştı.

Ben kendime küfrederek kalkıp içeri geçtim. Islanmış elbiselerimi çıkarıp, kurumaları için pencerenin kenarına serdim. Yatağa ıslak boxerle uzanmıştım yengemi beklerken. Yengem 15 dakika sonra banyodan bornozla çıktı. Karşıma geçmiş bana bakıyordu. Ağustos ayındaydık ve havanın gayet sıcak olmasına rağmen, yengem üşüdüğünü söyleyip yanıma geldi ve bana sarılarak yattı. Sonra, böyle ısınamadığını, battaniyenin altına girmek istediğini söyledi. Oysa ortam gittikçe ısınıyordu. Battaniyenin altına girerken üzerindeki bornozu ustaca çıkarıp kenara atmış, battaniyeyi üzerine çekmişti. “Hadi sen de gir battaniyenin altına, ısıt beni, üşüyorum!” diyordu. Ben üzerimdeki ıslak boxerle yatağa girdiğimde, yengem böyle rahatsız olduğunu, boxerimi çıkarmamı söyledi. Ben de dediğini yaparak boxeri çıkarıp battaniyenin altına girmiş, artık olacakları bekliyordum. O sırada yengem bana sarılma bahanesiyle bacağını bacağımın üzerine atmış, amını bacağıma sürtüyordu. Amı resmen sulu bir şeftali gibi bacağımı ıslatıyordu.

Yengemin bu hamlesinin üzerine ben de kazık gibi olmuş yarağımla onun tarafına dönerek, yarağımı yengemin göbeğine yasladım. Yarağımı hissetmesiyle birlikte gözlerime bakmaya başlamıştı ve bir anda dudaklarıma yapıştı. Deliler gibi öpüşüyorduk, sanki beni öpmek değil yemek istiyordu. Öpüşürken eli de boş durmuyor, yarağımı kavramış, aşağı yukarı hareket ettiriyordu, ben de elimi onun bütün vücudunda gezdiriyordum. Birkaç dakika sonra öpmeyi bırakıp yarağıma doğru eğildi ve yumuşak öpücüklerle beraber yalamaya başladı. Öyle güzel yalıyordu ki, sanki yarağımı tamamen içine çekmeye çalışıyordu.

Yengem yarağımı yalarken, ben de ona ters dönmesini söyleyip 69 pozisyonuna getirdim. Yengemin o sarı amcığı sanki daha hiç sikilmemiş gibiydi. Az önce takside avuçladığım amcık, şuan dudaklarımın arasındaydı ve iştahla yalamaya başladım. Amının dudaklarını parmaklarımla açıp klitorisini yalıyor, bir parmağımlada içine giriyordum. Bu sırada yengem de yarağıma daha bir iştahla sarılmış, yarağım ağzında olduğu halde, “Mmmmmhhh, ooohhh!” gibi sesler çıkarıyordu.

Yengem yarağımı ağzından çıkarıp, “Artık daha fazla dayanamayacağım, sok sikini içime, doldur deliklerimi!” dedi. Ben de bu isteği geri çevirmeyip, yengemi önümde domalttım ve yarağımı amına sürtmeye başladım. “Hadi gir artık erkeğim, seni içimde istiyorum, yıllardır yanıyorum senin için, sik artık beni!” diyordu. Tam konuştuğu esnada amına öyle bir kökledim ki, nefesi kesildi. Amına seri şekilde girip çıkmaya başladım. Yarağım amının içinde yanıyordu sanki, o sulu amcığı ateşli bir fırın gibiydi. Bu şekilde 10 dakika kadar domalmış vaziyette onun ‘Ahhh, Oohhh ve Hadi’leriyle siktim. Daha sonra yarağımı amından çıkarıp sırt üstü yattım ve yüzü bana dönük şekilde üzerime çıkmasını söyledim.

Yengem eliyle yarağımı amına yerleştirdikten sonra üzerimde zıplamaya başlamıştı, ama zevkten bacakları gevşemiş, doğru düzgün zıplayamıyordu. Yengemi kendime doğru yaklaştırdım ve kulağına, “Bana bırak istersen, uçurayım seni orospu!” dedim. Başını sallayarak, “Hı hı!” dediği anda, alttan amına hızla çalışan bir piston gibi girip çıkmaya başlamıştım. ‘Şap, şup!’ sesleri bütün odayı doldurmuş, yengemin iniltilerine karışıyor, iniltileri de gitgide yerini çığlığa bırakıyordu. Öyle şiddetli orgazm oluyordu ki, rahatlıkla hissedebiliyordum. Alkolün de etkisiyle boşalmaya hiç niyetim yoktu. Ben alttan döşerken, yengem, “Siktiğin kızları ne kadar kıskanıyorum, biliyormusun? Hergün seni düşünerek kendimi tatmin ediyorum!” diyordu. Ben bu duyduklarımdan sonra gülüp, “Merak etme orospum, artık seni de sikerim!” dedim ve döşemeye devam ettim.

Ben amına hızla döşerken, yengem birden kendini sıktı ve üzerime oturup beni durdurdu, “Bundan sonra sadece beni sikeceksin, döllerinin bir damlasını bile başkasına boşaltamazsın, hepsi benim!” diyordu. Bu sırada ben iyice hızlanmıştım ve yengem benim geleceğimi anlayıp inlemeye başlamıştı. “Doyur orospunu erkeğim, doldur deliklerimi, ben sadece senin orospunum, amımı götümü dağıt!” diyerek beni iyice gaza getiriyordu. Ben alttan hızla pompalarken, “Geliyorum!” dedim ve çıkmaya çalıştım, ama yengem çıkmama izin vermeden, “İçime boşal aşkım, sıcacık döllerini içimde hissetmek istiyorum!” diyordu. Amına öyle bir boşaldım ki, her kasılmamda yengem de bir çığlık atıyordu. Döllerim amından taşmış, bacaklarından süzülüyordu.

Sonra üstümden kalktı, yarağımı yalayarak temizledi ve tekrar üzerine oturdu. Biraz yumuşamış olan yarağım yengemin fırın gibi amında yeniden sertleşmişti. Yengemi üstümden kaldırıp yatağın köşesine sırt üstü yatırdım. Bacaklarını geriye doğru bastırdım, amına biraz fırça çektikten sonra yine hızlıca soktum ve pompalamaya başladım. Altımda eze eze sikiyordum yengemi. Artık yengemin Ihhh’ları ve Ohhh’ları hiç durmuyordu. Sikişirken bir yandan kollarımı okşuyor dahada zevke geliyordu. Body sporuyla uğraştığım için kollarım ve göğüslerim yapılıydı, bunun kadınları etkilediğini bildiğim için uzun zamandır vücut geliştirmeyle ilgileniyor ve açıkcası ekmeğini de yiyordum. Yengem önceden beri sürekli kollarıma ve göğüslerime bakar dudaklarını ısırır ve benim farketmediğimi sanırdı.

Ben amına seri şekilde bastırarak girip çıkarken, yengem 2 defa orgazm olmuştu bile. Ben artık boşalmam gerektiğini biliyordum, çünkü amcam artık şüphelenebilirdi, saat 05:00 olmuştu. Bu pozisyonda boşalamayacağımı anlayınca, yengemi ayakları yerde, elleri yatakta domalttım ve saçlarını elimde toplayıp arkadan pompalamaya başladım amına. Yengemin bu pozisyondan çok zevk aldığı belliydi, “Parçala amcığımı erkeğim, benim gerçek erkeğim sensin, içime boşal, istediğin zaman istediğin yerde sik beni!” diyordu. Artık boşalmak üzereydim ve yengemin de inlemeleri artmıştı. Yengeme, “Beraber boşalalım!” dediğimde, daha sert sikmemi söyledi. Ben arkadan her vurduğumda biraz ileriye gidiyordu ve saçlarından tutup geri çekiyordum. Bir dakika sonra artık yengem çığlıklar atıyordu, ben de, “Geliyorum!” diye haykırdım. Yengem, “Boşal içime erkeğim, serp tohumlarını içime, heryerimde hissetmek istiyorum seni!” diye inledi ve o anda ikimiz de sarsıla sarsıla boşaldık.

Yorgunluktan ölmek üzereydim. Yengemin hiç suratına bakmadan ben duşa girerken, onun da hazırlanıp çıkmasını, amcamı daha fazla bekletmemesi gerektiğini söyledim. Ben duştayken yengem gelip sikimi yalamaya çalışıyordu, ama izin vermedim, “Hadi git!” dedim. Bir orospu gibi kullanılıp atılmak çok gururuna dokunmuştu anlaşılan. Oysa benim çok farklı planlarım vardı 🙂

Bu birkaç günlük Paris tatili boyunca yengem her fırsatta kulağıma eğilip sikişmek istediğini fısıldadı. Bense olmaz diyordum ve bu onu çıldırtıyordu. Tatil bitipte Türkiye’ye döndüğümüzde, ben yine Üniversiteden kız arkadaşlarımı eve getirip onları sikiyordum ve yengem de anneme uğrama bahanesiyle hergün bize geliyordu. Beni başka kızlarla gördükçe çıldırdığının, çok kıskandığının farkındaydım. Bana sürekli mesaj atıp, sikişmek için yalvarıyor. Ama ben sadece azdığım zamanlarda yengemi çağırıp bir güzel sikiyorum ve bir orospu gibi geri gönderiyorum. Her seferinde yalvartmadan sikmiyorum yengemi. Bu işin Rajonu böyle sevgili arkadaşlar, yalvartıp köpek edeceksin ki kıymetin bilinsin 🙂

Hepinize bol seks dolu günler diliyorum!

[Berk]

Kaçak Bahis Sanal Oyunlar

Spor bahisleri, canlı bahis, casino, canlı casino, okey, poker ve tavla derken yakın geçmişte popülerleşmeye başlayan sanal oyunlar bahis ve casino severlerin adeta son tutkusu haline gelmiş durumda. Özel bilgisayar yazılımları sonucu oluşturulup bahis sitelerinin bünyesine entegre edilen sanal oyunlar özellikle şansına güvenenlerin sıklıkla oynadığı oyunlardır. Sektördeki güncel gelişmeleri yakından takip ederek kendisin sürekli yenileyen Bets10 bahis sitesi de bünyesinde sanal oyunlara sanal sporlar kategorisi altında yer vermektedir.
Kaçak Bahis Sanal Oyun Seçenekleri
Youwin sanal oyunlara ulaşmak için siteye giriş yaptığınızda ana sayfanın hemen üstünde sıralanan kategorilerden sanal sporlar’ı seçmeniz gerekmektedir. Sanal sporlar sayfası açıldığında sizleri şu kategoriler altında onlarca oyun ve yüzlerce bahis seçeneği karşılamaktadır:
• Sanal futbol
• Sanal futbol HD
• Sanal basketbol
• Sanal tenis
• Sanal at yarışı
• Sanal köpek yarışı
Youwin sanal sporları cazip kılan unsurlar arasında sunulan oranların tatmin edici olması, şık tasarıma sahip bir sanal oyun sayfasında vakit geçirme şansı elde etmeniz ve 7/24 sürekli olarak yenilenen sanal oyunların sizlere sunuluyor olması gelmektedir.
Kaçak Bahis Giriş İşlemleri
Profesyonellik, doğruluk ve dürüstlük ilkelerin taviz vermeden uzun süredir Türkiye bahis pazarında faaliyetlerini kesintisiz olarak sürdüren Youwin’in güncel giriş adreslerini sitenin resmi sosyal medya hesaplarından takip edebileceğinizi unutmayınız. Böylelikle sahte sitelere karşı dikkatli olarak ve kendinizi koruyarak Tipobet işlemlerini halletmiş olursunuz.

Keyifli ve Kazançlı Günler

Boş zamanlarınızda oldukça eğlenebileceğiniz bir ortamda son derece basit bir şekilde bulunabilir ve burada harika zaman geçirebilirsiniz. Bahis oyunlarını evinize getiren pek çok web adresi ile boş zamanlarınız büyük bir heyecana ev sahipliği yapacak. Son yıllarda oldukça moda olan bahis sitelerinin her birinde youwin canlı casino oyunlarını sizin gibi gerçek insanlar ile birlikte oynayabilirsiniz. Özellikle rulet oyunlarının fazlası ile popüler olduğu bahis sitelerinde keyifli dakikalara sahip olacaksınız. Casino salonlarını internet ortamına taşıyan youwin giriş canlı casio ile monoton günlerinize büyük bir heyecan katacaksınız. Pek çok rulet türünü bulabileceğiniz bu sitelerde özellikle Avrupa ruleti ile ya da Fransız ruleti ile sıkça karşılaşabilirsiniz. Heyecan dolu dakikaları geçireceğiniz bu adreslerde daha sık zaman geçirmek isteyecek ve oldukça kazançlı çıkacağınız günlere hepsibahis merhaba diyeceksiniz. Pek çok güvenilir sitenin yer aldığı internet ortamında bu oyunları güvenle oynayabilir ve keyifli anlar yaşayabilirsiniz. Casino salonlarını evinize getiren bu adreslerde oldukça kazançlı çıkacağınız günlere siz de sahip olabilirsiniz.