EMINE TEYZE 6

EMINE TEYZE 6
Bayramdan sonra herşey daha sakin olmaya başlamıştı. Olanlardan sonra Emine teyzeyi daha görmemiştim. Ailesi ile beraber köye gittiklerini biliyordum. Ancak ne zaman geleceklerini bilmiyordum ancak çok merak ediyordum.

Olanlardan sonra defalarca yalnız kaldığım zaman masturbasyon yapmıştım. Hep onu hayal ediyordum, o güzel kalçalarına dokunan parmaklarıma baktığım zaman bile şaşkın bir halim vardı. Nasıl ve ne şekilde o cesareti alıp da yaptım ben de tam olarak bilmiyordum ama bir şekilde yapmıştım. Devamını getirmek istiyordum ama o günden sonra ona nasıl yaklaşmam gerektiği üzerine çok kafa yordum. Bir türlü yüzde yüz olarak emin olamiyordum. Çünkü netice itibari ile onu zorlamistim. Belki isteyerek belki de istemeden beni oksamisti ama o durumdan kendini kurtarmak için yaptığını her geçen günde daha iyi bir şekilde anliyordum.

Odamda otururken dışarıdan gelen konuşma sesleri duydum. Kadınlar kendi aralarında konuşuyorlardı ama Emine teyzenin sesi olduğuna emin olduğum bir ses daha duyunca hemen pencerenin kenarından, görünmeden bakmaya başladım. Karşı apartmandan ya da başka bir yerden baktığım gözüksün istemiyordum. Yoksa çıkacak dedikodunun hiçbir şekilde önüne gecemezdik. Aralarında konuşup, bayramın nasıl geçtiğini anlatıyorlardi ki Emine teyze pazara kadar gideceğini söyledi. O anda hızlıca üzerimi giyindim. Bir şekilde ona yetişmem lazımdı. Hızlıca üzerime bir sort ve tişört giyip hızlıca dışarı çıktım. Pazara doğru yürürken kalbim deli gibi atıyordu. O günden sonra ilk defa onu görecektim.

Pazar yerine kadar yürüdüm ama Emine teyze ortada yoktu. Etrafı biraz gezmeyi düşündüm ama o zaman ona denk gelme şansım daha da düşerdi. Biraz pazar yerini gören bir yere ihtiyacım vardı. Biraz uzaktan bakıp nerede olabileceğini kestirmeye çalıştım. O anda onu gördüm. O muhteşem, büyük kalçaları ile oradaydı. Bir tane pazar arabasını sürüklüyor ve patates alıyordu. Beyaz bir bluzun altına gri bir etek giymişti ama bu uzaklıktan bile sutyeninin izini gorebiliyordum. Öyle bir giysiyi dışarıda nasıl giymişti hayret etmiştim.

Ona doğru yürümeye başladığım zaman kalbimin atışı hızlandı. Öyle bir atıyordu ki her an yerinden çıkacak gibiydi. Ona ilk dokunduğum andaki heyecan hiç bitmiyordu. Zamanla azalır zannetmiştim ama aksine giderek daha fazla olmaya başlamıştı. Sadece şu his bile bana uzun zamandır hiç hissetmediğim kadar yaşadığımı hissettirmisti.

Yaklaşırken arkasından sürüklediği pazar arabasına dikkat ettim. Bir şekilde onun kenarından geçip o güzel kalçalara dokunmam gerekiyordu. Artık bazı konularda daha rahat olduğumu fark etmiştim. En son olaydan sonra böyle kalabalık bir ortamda sesini cikaramazdi. Yine de bir önlem daha almam gerekiyordu. Sadece böyle bir şeye güvenemezdim. Neticede bağırsa bir anda beni linç ederdi kalabalık. Yine de o anki kalbimin atışı, yaşadığım heyecan daha ağır basmıştı. Hatta onu yürürken, arkadan gördüğüm zaman erkekliğimin sertleşmeye başladığını hissedebiliyordum.

Giderek aramızdaki mesafe azalırken artık kalbim neredeyse yerinden çıkacaktı. Beni görmesini sağlamak zorundaydım o yüzden pazar arabasına dokunmam lazımdı. Dengesi bozulunca illa ki geriye bakacakti.

Hızımı biraz daha arttırdım ve ayağımın tam ucunu tekerleğe degdirdim. Hafifçe havalandı pazar arabası. Omzundan geriye hafifçe başını çevirdi. Beni gördüğü zaman anında önüne dönüp, yürüme hızını arttırdı ama ben daha hızlı yürüyordum. Zaten o kısa bacakları ile bu kalabalıkta gidebileceği bir yer de yoktu. Yine de arkasında yürürken o güzel kalçaları sallandikca kan resmen erkekliğime hücum ediyordu.

Biraz daha yanaşıp beni duyabileceği şekilde yanına sokuldum.

“Emine teyze, nasılsın yardım edeyim mi malzemelere?” dedim. Durdu ve yüzüme baktı, gözlerinde korku vardı. Etrafta birçok kişi vardı ve büyük bir bölümü mahalleden insanlardı. Göz kırptım hızlıca. Anlamasını sağlamam gerekiyordu.

“Yok oğlum ben bunu kendim çekiyorum zaten ağır değil. Allah razı olsun.” dedi.

Yürümeye başladığında ben de yürümeye başladım. Etrafıma bakındım ama sima olarak benim tanıdığım kimseyi göremedim. Muhakkak ki onun tanıdığı ve onu tanıyan insanlar vardı.

Yavaşça elimi uzattım, ayni anda etrafa dikkatlice bakarak parmaklarımı o güzel kalçalara degdirmeye başladım. Vücudumun her yerine elektrik dagiliyordu sanki. O kadar başka bir histi ki bu. Onun o güzel kalçalarıni kaç defa gözümü kapattığımda canlandırmaya çalıştım hatırlamıyorum.

Hızını daha fazla arttırmaya çalıştı ama pazar arabası bir yere daha takıldı ve tokezledi. Geriye dönüp bana baktı, ben de ona. Sadece birkaç saniye gözlerime baktı ama ben geri adım atmadım. Tam o bakarken kalçasına elimi uzattım ve o güzel dolgun eti avucladim. Bir anda ileri doğru atıldı. Yerinden sicramisti. Ama korktuğum gibi bagirmadi ve ortalığı birbirine katmadi. O da korkuyordu. Tek korkum, bana tamamen karşı koyup burada linç ettirmesiydi ama bunu yapmamıştı. İleride fikrini değiştirmesi ihtimaline karşı daha net ve somut deliller yaratmam gerekiyordu ki elimden kayıp gitmesin.

Kenardan döndüğü sırada pazar arabasının bir tarafından tuttum.

“Emine teyze ben de o yoldan gidiyorum zaten. Gel yardım edeyim.” dedim.

Yüzü bembeyazdi. Etrafa bakıyordu. O anda onun da kalbinin deli gibi attığını hissedebiliyordum. Parmakları, arabanın demirindeyken gevşedi ve “Peki oğlum sana zahmet olmayacaksa…” dedi.

“Ne zahmeti teyze… Zevkle…” dedim göz kırparak. O anda kimse bize bakmiyordu ama o etrafı gözleriyle resmen tariyordu. Tabi ki bu yaşta bir kadının adının çıkması çok riskli bir olaydı.

Gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Arabayı ben çekmeye başladığımda ellerini bıraktı ve yürümeye başladı. Kalabalıktan ayrıldığımız anda yavaşça diğer elimle kalçasına yeniden dokundum. Gerçekten verdiği his müthişti.

“Emine teyze temizliğe ne zaman geliyorsun?” diye sordum.

“Gelmeyeceğim artık…” dedi. Etrafta kimse bizi duyamazdi o yüzden rahatça konuşuyordu. Sinirli olmalıydı ama bunu yansitmamaya çalışıyordu. Sonuçta yine mahalleye yakindik.

“Gel bence Emine teyze… Evin temizlenmesi lazım…” dedim.

“Yok… Gerek yok…” dedi.

“Herkese söylerim… Sen bilirsin… Hem gelirsen ben de seni mutlu edeceğim merak etme…” dedim.

“Saçma sapan konuşma… O gün olanlar bir hataydı. Çocuksun sen daha olabilir… Ama bu devam edemez… Çok günah…” dedi. Böyle demesi komikti çünkü günah olmasa sanki kucağıma atlayacakmis gibi söyledi. Yine de böyle kaçamak cevaplar vermesi hoşuma gidiyordu. Erkekliğim bayağı sert olmuştu.

“Emine teyze… Sen beni dinle… Çocuk falan diyorsun ama o gün okşuyordun…” dedim sırıtarak. “Beni burada bekle. Bir yere ayrılma yoksa o gün seninle yattigimizi söylerim herkese.” dedim. Pazar arabası ile kuyumcuya girdiğim zaman, camdan dışarı baktığımda Emine teyze gerçekten de beni bekliyordu. Dediğimi yapması hoşuma gitmişti. Kuyumcudan çıktığım zaman etrafa baktım ve kimsenin bizi görmediğine emin olduğum bir anda onun elini tutup avucunu açtım. İçine aldığım hediyeyi koyup avucunu kapattım. Avucunu açıp baktığında şaşırmıştı. Bunu gözlerinden anlayabiliyordum.

“Beğendin mi Emine teyze…” dedim sırıtarak.

“Güzel de oğlum…” dedi ve gözlerime baktı. “Ben bunu takamam ki, ne diyeceğim insanlara?” dedi.

Harika bir haberdi bu. Kabul etmiş bir şekilde insanlara açıklama yoluna bakıyordu.

“Hallederiz onu Emine teyze, daha fazla kazanıyorum dersin. Mesaiye gidiyorum diye bizim evi fazladan temizlersin.” dedim sırıtarak. Sesini çıkarmadı.

“Eve gidelim artık yemek yapmam lazım.” dedi.

Yolda giderken mahalleye girmeden önce, bir kere de kalçalarıni avucladim. Bu sefer dönüp bakmadı bana. Yürümeye devam etti.

Olmuştu bu is…

Emine teyze artık elimdeydi.

Yayımlayan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir